Benim oyun dergilerim: Son durak oyungezer…

Oyungezer, Türkiye gibi bir ülkede bağımsız yayın yapan hoş bir dergidir. Konusu video oyunlarıdır. Aylık çıkar. 3-5 gün geç çıkar. Eskiden Vogel Burada iken level’ı yapan adamlardı, vogel gitti, bunlar da kendi dergilerini kendileri çıkartmaya başladılar. Ben o geçiş dönemi nasıl oldu tam olarak bilemiyorum. 3. sayısında ilk defa gördüm bir yerde ve aaa sinan serpil tuğbek’in dergisi diye almaya başladım. Bir zamanlar rolling stone ve level alıyordum. Sonra stone’lar ağır gelip battı, level başka kişilerin eline geçti, bu arada bu elemanlar da kendi dergilerini çıkarmaya başladılar. (Görüntü blurlanır, geçmişe gideriz)

12-13 yaşındaydım, sene 88-89’du. Ben 64’ler dergisini alıyordum. Bazen de commodore ve amiga dünyası…Ama en favorim 64’lerdi. Yıllarca takip ettikten sonra bir gün 64’ler çıkmadı. Bakkala hergün gidip sordum, adama benden illallah geldi. O zamanlar internet falan da yok tabi, ben 2 ay boyunca 2-3 günde bir gidip sormaya devam ettim bakkala. Sonunda kabullendim 64’ler tek bir kelime etmeden kapanmış, Murat Adanç, Şahin Derya, Murad Omay gibi adamlar hayatımdan çıkmıştı. Sonraları Murat Adanç’ı biraza Laneth’den takip edebildik ama 64’ler artık tarih olmuştu. (Aslında bir 64’ler yazısı yazmalı aramızdan ayrılışları neredeyse 20 seneyi bulmak üzere iken). Zaten Amiga’nın da durumu içler acısı idi, Sierra bütün oynları sadece PC’ye çıkartır olmuştu. Yeni Larry ile “ken sent me” çekemiyorduk artık! Ben o dönemler çok direndim PC’ye geçişe çünkü büyük bir sevgim, sadakatim vardı Amiga’ma. Bu konu hakkında da aslında birşeyler yazmalı…

Ve zaman geçti, ben o arada bazı underground fotokopi, disket amiga dergileri aldım, ama onların da ömürleri çok uzun sürmedi. Ve sonunda PC’ye geçtim. Piyasada bazı PC oyun dergileri vardı ve ben bunlardan bazılarını aldım ama hiçbiri aklımda yer etmemiş bak. Sonra birgün level diye bir dergi aldım, ve sonra onu almaya devam ettim. Bir süre sonra Gameshow diye bir dergi daha gözüme ilişti ve onu da almaya başladım. Murat Adanç kısa bir süreliğine orada da karşıma çıktığı için sevinçliydim. Ama bu kısa sürdü, MAC oradan da ayrıldı, zebani diye bir eleman geldi, ben tam olayları anlayamadan zaten Amerika’ya gittim.

Amerika’da PC Gamer almaya başladım hemen. Çok profesyönel bir dergi idi. Hem içerik hem tasarım olarak, daha önce Türkiye’de gördüklerime benzemiyordu. Yazarları Türk yazarlar gibi üniversite öğrencileri/20li yaşlarında gençler değil, bu işi tamamen meslek olarak yapan, bazıları kelli felli olmuş (desktop general 50-60 yaşında bir adamdı mesela) adamlardı. Böylesi bir mesleğin o yaşlarda da profesyönel olarak yapıldığını görmek de ayrıca hoşuma gitti. Kısa zaman sonra PC Gamer’daki adamım Greg “Bam its the Vede” Vedermann olmuştu. Hardware editörü olan Vede çok komik yazılara imza atıyor ve dergiyi ilk aldığımda baktığım adam haline geliyordu…

Yıllar geçti, Türkiye’ye döndüm. Dergi olarak level ve gameshow almaya devam ettim. Bu esnada gameshow’un kapağında bir countdown vardı ve herkes deli gibi sonunda ne olacak acaba diye merak ediyor, dergiyi mail bombardımanına tutuyorlardı. Countdown 1’i gösterdiğinde elemanlar açıkladılar: Biz dergiyi kapatıyoruz. Bana en garip geleni aylar önceden böyle bir karar alıp da “ulan hadi 12 sayı sonra dergiyi kapayalım” diye bir countdown yapıp, sonunda dergiyi kapamaları oldu açıkçası. Yani tamam bu zor bir iş falan ama yapılmıyorsa, artık maliyetler, zaman, vs yetmiyorsa 1-2 ay içinde batarsın ama o kadar zaman öncesinden böyle birşey planlamak garipti bence…

Level almaya devam ettim. Askere gittim, jandarmalık yaptım, gece saati gelipte kapanmayan biraneleri kapamaya yardım ettim, hayvan hırsızı olduklarından şüphelenip bazı kamyonları falan aradım gece 4’de, gece yol kesip ehliyet ruhsat sordum insanlara… Sonra askerlik bitti ben geri geldim ve level almaya devam ettim. Yıllar sonra birgün level’i aldığımda baktım asıl tayfadan eser yok. Dergide Fırat kalmıştı, gerçi ben onu epey komik bulurdum ama sanki sayfalar dolmuyor gibi bir hava vermeye başladı bana level. Bi dandiklik sinmişti derginin üzerine. 2-3 ay sonra bir gün baktım oyungezer diye bir dergi var. Ne ayak lan bu diye elime aldım baktım, eski level tayfası buradaydı, ben de ondan sonra her ay oyungezer almaya başladım. Yaklaşık 1 yıl kadar hem level hem oyungezer aldıktan sonra, gerek level’dan soğumam, gerek level’ın Wii’yi iyice boşlaması (Konsol düşmanı bir adam olarak, Wii’m var benim. Karımla tenis oynuyoruz, ben çok fena yeniyorum niohaha), bazı sayfaların hala bir takım karalamalara çarçur edilmesi falan gibi sebepler birleşti ben de tavır almaya karar verdim.

Ben bazen bazı şeylere, kişilere tavır alırım. Tavırı aldığım insanlar bunu genelde bilemezler haliyle, ama ben rahat hissederim kendimi o zaman. Doğru şeyi yaptım diye düşünürüm.

Ve sonra sadece oyungezer almaya başladım. Ve hala alıyorum.

Eğer video oyunları ile ilgileniyorsanız da size hararetle tavsiye ediyorum. Bu adamlar bu işi seviyorlar ve ellerini de taşın altına koymuşlar. Takdir ediyorum kendilerini açıkçası. Bazı eleştirilerim yok değil tabi ama o da başka bir post’un konusu olsun. Yeni sayıda Mass Effect 2 var, ama sadece xbox360’da mı acaba diye kıllanıyorum. Dur şu yazıyı göndereyim hemen onu kontrol edeyim. Bunu oyungezer tayfasından birinin okuma ihtimali düşük ama söylemeden geçemeyecem. İyi ki varsın oyungezer…

Burada da oyungezer.com.tr var.

Reklamlar

Etiketler:

About cenkozmercan

I do the things that I like to do and if 1 is good, 10 is a whole lot better.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: