Süper Outdoor Reklamlar: Türk Reklamcılığına 2 Sürt 1 Dürt Yazısı!

Daha önce 2-3 kez bu tarz yazılar yazdım ve böyle süper uygulamalardan dem vurdum. Demi Moore’dum sonra Cenk Özmercan oldum, saçlarımı maviye boyadım, sıfıra kazıdım, 3 numara saç ektirdim daha sonra balyaj yaptım. Hepsi 20-22 dakika sürdü.

Reklamcılık işinde olan insanların, her meslekte olduğu gibi reklamcılığı yere göğe sığdıramadıklarını görünce eskiden her ders kitabının ilk ünitelerinden  “Vatandaşlık Bilgisi’nin Önemi ve Diğer Bilim Dalları ile İlişkisi” falan gibilerin tırtmasyon kısmını hatırlarım. Her kitapta vardı bu. Ders ne ise o, o kadar önemli idi ki bunun altını çizen bir bölüm vardı. Ama reklamcılık asıl üründen çok, o ürünü yıkama yağlama kısmı olduğu için, kendini yıkayıp yağlarken bence epey komik durumlara düşebiliyor. Öyle önemli, böyle önemli, ama sonra ne oluyor? Kalkıp 2 ilan, 2 billboard yapılıyor. Pıffffssssstttttt…. sesi bu işi küçümsememdeki o alaycı dokuyu resmetsin kulaklarınıza!

Benim işim olmadan önce bu iş, ben pek billboardlara bakmazdım. Gazetenin arka sayfası tam sayfa reklamsa, bakmadan direk öbür gazeteye geçerdim. Cover falan zaten direk çıkartılıp çöpe giderdi. Televizonda da reklam çıkınca aynen diğer kanallar zapata!

Sektörde olan insanlar millet ne yapmış diye sürekli bakarlar bunlara, kim hangi billboard’a ne girmiş, hangi gazetede kim kaç sütün falan…ama hedef kitle olan halkın böyle yaşadığını hiç sanmıyorum. TV’de reklamlar çıktı mı anında değiştiriyorlar kanalı, kimse de yollarda billboard’lara bakarak dolanmıyor. Çünkü artık konvansiyonel anlamda reklamcılık bence öldü. Ya da o kadar karamsal olmayayım, komatozda diyeyim.

Hikaye belli, çok hızlı bir şekilde amcanın ilgisini çekeceksin, bakacak sana ilk. Zaten çoğu ilan, daha bu noktadan eleniyor. Kim baksın senin ilanına, aynı bokun lacivertinden 1000. tasarımına…Hadi baktırdın, 5-10 saniyen var en fazla. Ne satıyosun, ne diyosun, derdini anlat, bu arada ilginç ol, 2 gülümset falan… Ne yazık ki aile şirketlerinin, ve kurumsallaşAmamanın mekke’si olan Yeşil Bursa’mızda müşteri 1000 tane şeyi dar alana sığdırmak isteyecektir. 30 tane ürünü koyduracaktır ilana, bununla da savaşamazsın, çünük o parayı verendir, o altını bulandır!

Ayrıca daha önce bir sürü reklam verdiği, ve senden önceki reklam ajansı tarafından “Bilmem ne hanım, siz bu işi çok iyi biliyorsunuz, eee tabi bu kadar zamandır, bu kadar reklam vere vere çözdünüz bu işi” gazı verilmiş müşteriniz de bu söylenenleri gerçek sanmaktadır. O bu işi bilmektedir, siz grafikersinizdir, hatta ne grafikeri, stajersiniz stajer!

Ulan durduk yere yine ciddi bir yazı yazdım ki, bazen birisine sinirlenip yazarım böyle yazıları, bu öyle olmadı. Baktım şu posta konu olan outdoor uygulamalara ve bizi düşündüm, Bursa ve hatta Türkiye reklam dünyasına, içimde bir acıma hissi oluştu. Gerçi İstanbul’u pek bilmiyorum o yüzden o kadar coşmayayım ama İstanbul’da da böyle uygulamalar görmedim pek açıkçası, yine de ben bildiğim Bursa’mdan devam edeyim.

Ya da ne edecem ya, sıkıcı…Bursa’da da böyle akıllıca uygulamalar görmek istiyorum artık sadece. Ama biz ancak ilan yaparız, raket yaparız, totem yaparız, sonra da kendimizi bi bok sanarız. Müşteri de hala parayı adete verdiğini sanar. Tasarım nedir ki zaten? Adamın eline 20.000 tane booklet verdin mi herif parayı ona veriyor yani…Pıııffssssttt: Buraya bak da hizaya gel.

Reklamlar

Etiketler:, ,

About cenkozmercan

I do the things that I like to do and if 1 is good, 10 is a whole lot better.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: