Uzun Zaman Yokluğumu Affettirircesine Yaptığım Bu Paylaşım, Sanki Bir Nar Gibicesine – Eve Geldim 1000 Tane Hesabı-, Aslında Tek Bir Yazı Olsa Bile, İçeriğinde Günlerce ve Hatta Haftalarca Yetecek İçerik Barındırıyor Diye Bas Bas ve Tiz Tiz Bağırıyorum!

“Türkçemizi koruyalım diye etrafta dolanan adamlardan olmadım hiç. Zaten, Türkçemizi kimse koruyamaz. Kollektif bir bilinçtir o, herkesten bağımsız ve herkese bir o kadar da bağlı… Kümülatif bir varoluştur, yaşanmışlıktır, semiramis pekkan’dır Türkçe’miz” diye düşünüyordum ki kendime geldim. “Ne diyorum lan ben” dedim sessizce kendi kendime. Sonra Sataguni, Ensiguri, Whathuh, Behir, FutaWhin! diye bağırdım…Kimse anlamadı ne dediğimi….henüz.

Henüz lafı ile havuz lafı çok yakın akrabadır bence. Ama sadece Türkiye’de…Mesela İngiltere’de falan “yet” ve “pool” bırak akrabalığı, sokakta görse birbirine selam vermez. İşte gördüğünüz gibi bizim halkımız ne kadar birbirine yakın, gavurlar ne kadar bireysel ve komşusuna gidip bir fincan şeker bile isteyemezler…Gün gelse “komşu külüne muhtacım” dese Yorkshire’da 351 Preston Drive’da yaşayan Gregory, komşusu ona ne der bilirmisin? “Go fuck yourself, you cocksucking, asslicking camelfucker” der! Hatta İngilizlikten gelen hisle bi yerlerine de “bloody” lafını ekler. Haa onu bilelim, ona göre konuşmalarımızı sürdürelim.

Bu paragrafta ise kefir isimli içecekten bahsetmeyi düşünüyorum ama bu düşünceyi aklımdan kovmayı başarmak için ibrahim tatlıses’in ayağında kundura isimli eserini düşünüp beyincik soğanımı resetliyorum.

Ve evet, artık konumuza gelebiliriz! Yazılarımda med-cezir yaklaşımını kullanıyorum. Gel-Git ama önce git. Önce ileri geri gidiyorum, en sonunda konuma geliyorum. Bu konuma gelince ne oluyor bak onu da sana anlatayım ki iyice sindir bu bilgiyi. Mesela İskender yemek için bir lokantaya gittik. İstender’e gitmediysek ve getirilen yemeğin ismi iskender ise, o zaman bir “copyright infringement” oluyor! Birincisi o yemeğin ismi artık Bursa Kebabı, İkincisi sadece copyright diyince kimse sorun etmiyorda copyright infringement deyince mi “ne diyo lan bu artis” düşünceleri hasıl oluyor? Yaa…İşte bu işler böyle.

Ki Bursa kebabı yemeği asla hızla gelmez. Bekletir bizi…Bekleriz bekleriz en sonunda gelince öyle acıkmışızdır ki yediğimiz en süper yemek o sanırız, sanırım. İşte Bursa kebabının ve benim yazılarımın sırrı budur! Hemen sunmam içeriği, okuyucu bekletirim ki konuya iyice acıksın, azsın diye! Sonra verdim mi konuyu, bir doygunluk, bir tatmin, sorma gitsin…

Az evvel de bu kuralımı iyice pekiştirdim bak. Konuya giriyorum dedim, girmedim! Niceleri “gir artık” diye bağırdı…hissediyorum olm. Zaten iyi bir yazar hissederek yazandır. Ve hatta zaten hissetmesen türk halkı bunu anlar, samimi değil bu der, türk halkı, kalpazan bu der, kolpa der!

Konuya girdin mi de, girip hızla çıkacaksın ha! Bak mesela. Çok iyi izle.

“Sataguini…” tam bookmark edilesi bir site. Bir sürü sitenin o gün için en yüksek oy alan şeylerini tek bir sayfada görebiliyorsuz. Mesela youtube, vimeo, amazon, cracked.com, collagehumor.com gibi bir sürü şey paylaşılan sitelerin, o gün için en popüler paylaşımları ne olmuş? Tek tık! Atıyorsun bookmark’lara, canın sıkıldıkça bakıyorsun…sonsuz içerik lan! Şimdi tıkla ve bookmark et adamın sinirlerini bozma!

Reklamlar

Etiketler:, ,

About cenkozmercan

I do the things that I like to do and if 1 is good, 10 is a whole lot better.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: