Arşiv | Aaa dedirten siteler RSS for this section

Aaa Dedirten Siteler 15: Sufferrosa (Neo-Noir) Interactive Movie

Giriş paragrafındayız. Benim inancıma göre en önemli paragraftır, çünkü çoğunuz burada sıkılıp okumayı bırakacaksınız ama öyle birşey söyleyebilirim ki, merak uyandırıp okumanızı devam ettirebilirim. Ama bunu yaparsam kendimle olan bilek güreşini kaybederim o yüzden okuru hiç tınmadan yazarak egoma hizmet etmeyi tercih ediyorum. Sıkılanlar zaten sanatımı anlamamışlardır demek de beni klişede olsa, anlaşılamamış sanatçı yapar. O zaman sizi daha da sıkarak devam edeyim ki, ne kadar anlaşılamazsam o kadar sanat. Tart, Tartı, Turt, Turta, Tırt…….. Evet boşluğa gelecek kelimeyi bulalım.

Yok lan dur. Hiç istediğim gibi olmadı. Böyle durumlarda deus ex makinemi alırım ve süratla yazıya sokarım. Bak, sokuyorum.

“Yer sallantısı oldu ve ben de salladım yukarıda yazdıklarımı”

Ha ha ne kadar basit. Evet, girdiğimize göre gelişelim. Bu aslında bir süredir bookmarklarımda olan bir site, interaktif bir film dolayısı ile aaa dedirten site. Biz çocukken böylesi kitaplar vardı çok severdim ben. Biraz okursun sonra “bilmemne diyorsan 45. sayfaya, başka birşey diyorsan 89. sayfaya” diye seçenek sunardı ve sen ona göre okurdun. İşte o sistemin film olarak yapılmış ama web’e tıkılmış hali. Prodüksiyon gayet kaliteli. Hikaye bir dedektiflik hikayesi. Siz sahneler arasında gidip gelebiliyor, istediğiniz bir karakterin hikayesine takılabiliyorsunuz. Ben açıkça söyleyeyim bitirmedim. Bi gece epey bi kastım ama sonra bıraktım. Çok da odaklanamamıştım ama hakkını vermeliyim ki herifler epey uğraşmışlar. Sadece pause tuşu olmaması biraz kıl.

Şimdi ise takım elbise almak için dışarı çıkıyorum. Bu akşam karım beni bir iş yemeğine götürüyor ve takım elbise giymemi zorunlu kılıyor. Normalde resistans gösteririm ama şimdi gebe olduğu için suyuna gidiyorum. Siz de sufferrosa’ya gidin.

Reklamlar

Aaa Dedirten Siteler 14: Guitar Shred Show Mr. Fastfinger

Yine uzuuuuun zaman bookmarklarımda olan ve orada unutulan bir site ile karşınıza çıkmadan önce genizimde biriken genizotunu karelere böldüm ve ki kare testinden geçirdikten sonra dingin bir şekilde yazmaya başladım bu yazıyı. Bu dediklerimin hiç bir anlamı yok boşuna düşünmeyin.

Evet bu siteyi 2-3 ay önce bi şekilde keşif etmiştim bi ara ayrıntıları ile bakarım diye bookmark ettim ve onu orada unuttum taaa ki 15 dakika önceye kadar. 15 dakika önce postacı kapıyı sadece 1 kez çalıp bana bookmarklarını kontrol et, orada unutulmuş güzelliklerle de karşılaşınca pire için yorgan yakmayı ihmal etme, ikmal et dedi. Söylediklerini dinledim, komutlarını uyguladım ve bu siteye geri döndüm.

Siteyi kurcaladıkça, “böyle de bişi var” katagorisinden çok “aaa dedirten siteler” katagorisine girmesi gerektiğini düşündüm. Düşünce gücü ile kendime kumanda ettim ve görüldüğü üzre beyin gücü ile bunu sizlere açıklayan bir yazı yazıyorum. Beyin göçü ile ilgilenmiyorum. Beyini ise 6-7 yaşımdan beri yemiyorum. Ama çocukken annem yedirirdi hatırlıyorum.

Site gitar çalanlar için ilginç ve öğretici, gitar çalmayanlar için ise önce biraz ilginç sonra sıkıcı olarak hayat bulacaktır diye bir öngörü yapmama izin verilmediği için belki de asla HongKong’a gitmedim.

Bir takım lick shred bilmem ne dersleri ile dolu olan site, klavyenin tuşlarına kaktırmak sureti ile gitar çalmamıza olanak sağlıyor. Yanlız şunu söylememe izin verin. 15 yıldan fazla zamandır gitar çalıyorum, benim kadar gitardan anlamaz bir adam olamaz haa. Bakıyorum bazen milletin muhabbetlerine, internetlerde yazılara bilmem ne, yok gül ağacıymış, yok bilmem ne lickiymiş, aman çift hambakırmış, tek çinkoymuş, ben bunları bilmem. Alırım elime çalarım onu, tel kopunca tel takarım, yere düşürünce yerden alırım. Ama asla takside unutup gitmem hahahaha. Hele hele 2 kere takside unutup hiç gitmem hahahahahahah :P

Siteye itele buradan.

Kot:Bu yazıyı tüm hayatımda gördüğüm en iyi gitarist olan murat ünlü’ye ithaf ediyorum. Sadece artisliği bırakmasını ve birgün benimle müzik yapmasını diliyorum. Yemin ediyorum gremi almazsak!

Aaa Dedirten Siteler 13: We Choose the Moon!

Daha önceki Aaa dedirten siteler genellikle tasarımsal yönleri ile öne çıkan sitelerdi ama bu site devasa içeriği ile de göz dolduruyor diyeceğim. Bunu dememi engellemeye kalkmayın. Ama ilk önce ufak bir ara konu.

Bugün sabah gazetesinin web sitesinde okuduğum bir habere göre NASA Mars’ta yaşamak üzere insan yollayacak ve bunlar geri gelmeden Mars’ta yaşayacaklar falan filan. Bilim adamları dünyadaki kavga ve gürültüyü oraya taşımamak adına şöyle birşey yapmışlar: 1) İlk gidenler sadece ABD ve Fransa vatandaşları olacak ve 2) Müslüman götürmeyecekler. Hadi ABD vatandaşı iyi de Fransızı niye götürüyorsun? Onlar kavga etmez adamlar mıdır? Böyle mi bilinirler? Bence bunun sebebi şudur, ABD’li de insan, arada sinir yapar, dövecek adam olsun diye Fransız götürülüyor olabilir. Müslüman götürülmeme sebebi ise, din savaşları çıkmasın olarak belirtilmiş, ki ben de zaten boy abdesti alacak kadar su olmaz, cünup müslümanlar da uzay gemisine ancak bela getirirdi diye bir yorum yaparak olayı sulandırayım.

Evet we choose the moon, ünlü Apollo 11’in o ünlü görevini bizzat yaşamanız için adeta klavyeye alınmış bir site. 11 basamakta olayı süpersonik birşekilde, video ve ses dosyaları süper interaktivite ve biraz radyoaktivite ile tecrübe etmemiz için LCD tabakta sunulmuş. Tabi ingilizce bilmek gerekiyor bir miktar ki, gerçek video ve audio dosyalarının tadına bakabilelim diye. Ayrıca sitedeki basamakları bitirince size bir adet de diploma veriyorlar biz bunnarı yaptık diye pdf formatında ki adını yazıp çıktı alıp duvara asarsın diye.  We choose the moon sitesine doğru yörüngeye gir.

Aaa Dedirten Siteler 12: Monoface

Yine bir süredir es geçtiğim bir kategori olan Aaa dedirten siteler’in dün gece rüyama girmesi sonucu gittim ve bir pergel, bir silgi, bir de kalemtraş satın aldım. Bir alışveriş, bir fiş almayı ihmal etmedim.

Monoface aslında ilk bakışta, “ne ki yani” dedirtecek basitlikte birşey olmasına rağmen uygulaması çok profesyönelce yapıldığı için bu satırlara konuk olmayı hak ediyor. Ramazan ayında da hak yemeği kendime yediremediğim için siteyi bloglarıma yedirmeyi uygun buluyorum. Parmak uçlarımla hafifçe siteye uyguluyorum. Klavyenin tuşları tıkır tıkır içeri gömülüyor ve harfler kelimelere, kelimeler cümlelere, cümleler paragraflara, paragraflar yazılara, yazılar da beni ben yapan halet’i ruhiyemi oluşturuyor. Voltran gibi oluşuyorum internetlere!

Önce buraya, sonra da açılan sitede kişinin ağzına burnuna tıklamanın zevkini yaşa be gamsız! Yemin ediyorum çok zevkli lan!

Aaa Dedirten Siteler 11:Labuat

Bir süredir Aaa dedirten site olayına girmemiş idim daha sonra Aaa diye bağırdım bir gerilla gorilla gibi. Çünki labuat bana bunu yaptırdı. Basbas bağırttı beni, daha sonra da biz ne yapıyoruz adamlar ne yapıyor diye özgüvenimi sarstı, herşey bırakıp bir anadolu köyünde ırgat mı olsam diye düşündürdü.

Ama sonra dedim cenk ne tribe giriyosun olm lan, senin belin ağrır zaten ırgat olsan. Anadolu köyünde internette yavaş olur diye kendimi sakinleştirdim. Sonra 2 parmak kalınlığında bir sucuk kestim kendime afiyetle yedim.

Bakın bence artık ses sanatçılarının klibi olmamalıdır. Yani olursa olsun bana ne tabi de, TV’de falan çıksın, ama bilgisayar ortamlarında artık klipler böyle olsun. Yani bu site gibi. Bu da tek şarkı üzerine bir site, ama ne site bilader. 3 kez üst üste çaldım şarkıyı, şarkı çalarken de meeeaaauz’umu oynattım, çizgiler çizdim, bunu yaparken çok eğlendim. Site benim yaptığım hareketleri save etti, daha sonra yaptığım şeyleri izledim bi daha eğlendim. Paso cenk yazmaya çalıştım arada falan. Sitenin boktan kısmı ispanyolca olması, daha sonra yaptığınız şeyi mail falan atabiliyorsunuz galiba ama ben beceremedim ispanyolluktan nasibimi almadığım için. İşte müzik klibini müzik kliniğine çeviren site labuat…

Aaa Dedirten Siteler 10: Powerpoint Katili Prezi

Az evvel denk geldiğim bu prezi sitesi beni etkiledi diyerek sözlerime başlıyorum. Aslında “Aaa Dedirten Siteler”e mi eklesem bunu, yoksa “Severim”e mi karasız kaldım çünkü hem sevdim hem de Aaa dedim.

Bu prezi online sunum yaptıran bir site ve kullanımı çok kolay. Gidip üye oluyorsun. 3 farklı versiyonu var, bedava, pro bi de ne unuttum şimdi. Bedava olanda bir watermark oluyor sunumunuzun üstünde ve offline editör yok. Paracıkları basarsan ise hem watermark kalkıyor, hem offline editör de var hem de 500 gigobez yer veriyorlar sana.

Hemen showcase’den 2-3 sunum izledim ve aşık oldum resmen. Sıkıcı powerpoint sunumları beni zaten kanser ediyor. Hele sunumlarda okunacak şeyleri yazan kişiler oluyor bir sayfa da 500 kelime falan, çok beter. Aşırı ciddiyet de aynı bir kamaşıklık sunumlarda. Ama bu prezi şirin arayüzü sayesinde bu ve bunun gibi “sunum tuzaklarını” tasarımı ile yok ediyor.

Bedava üye olduktan sonra 10 dakikada bişiler yaptım 3 sayfalık, 1-2 şeyi nasıl yapacağımı tam çözemedim, bunlardan birisi renk değiştirmek, diğeri de “autoplay” dediğimiz zaman slide’ların otomatik portakal çalışması, ama millet acayip şeyler yapmış valla showcase’de var. Bence hemen işi gücü bırakın buna bi bakın. Yarın öbür gün bir sunumu böyle online yaparsanız bence bonus puan alırsınız. çok ciddi bir yazı olduğu için son kelimeyi özenle seçiyorum: çük

prezi / benim 10 dakkalık sunum

Aaa Dedirten Siteler 9: Yearbook Yourself!

Sıkılıyor musun bilader? Bişi olsa da gülsem eğlensem mi diyorsun bacım? Aaa dedirten bir site arayışında mısın yoksa? Tam yerine denk geldin. Tebrik ederim. Suratının dik olarak karşıdan göründüğü bir resmin varsa, seyreyle cümbüşü birazdan.

Yearbook yourself iyi bir fikir üzerine kurulmuş, çok spesifik bir iş yapan, bunun hakkını veren, borcuna sadık, ezilenin yanında, kanatlardan kontra atağa kalkan, samimi, içli, pandizot ve üstübü asla kullanmayan, porche kelimesini “porş” diye okuyan, dengeli beslenen, merkepten korkan bir internet sitesidir. Bu siteye gireriz, daha sonra fotografımızı aploooğd ederiz. Sonra şu alttan yılı seçeriz, fotografı biraz hizalarız falan sonra şu olur mesela. Tamamını Okuyun…

Aaa Dedirten Siteler 8: Mathieu Badimon LAB

Bahar aylarından bir ton nefret ediyorum sevgili insanlar. Hem üstümde bir sürekli yorgunluk & uykusuzluk hissi oluyor, hem de allerjiler imanımı gevretiyor. Hiçbirşey yapasım yok ruh halim, yapılacak şey çok gerçeği ile çatışıyor ve şöyle sanayi tipi bir rende alıp elime, kendimi suratımdan başlayarak rendelemek istiyorum…bitene kadar rendelemek istiyorum kendimi.

Ama Mathieu Badimon böyle düşünmüyor. Gerçi ben nerden bilirim ne düşünüyor, ne düşünmüyor ama bence öyle düşünmüyordur. Kendisi bir deneysel site yapmış, pseudo 3D dediğimiz, yani yapay 3 boyutlu. Siteye girince sağda solda altta butonlar var ve bunları çekiştirerek siteyi, roll&tilt ederek bakış açımızı değiştiriyoruz. Daha sonra sitede olan 7 adet farklı teste bakabiliriz. En güzeli bence block clock ama çekiştirmeye dayalı diğer şeylerde ilginç.Sonra bunlarla biraz oynuyoruz ve site bitiyor ama bitmeden önce ben şöyle diyorum: Aaa. Ta burda

Aaa Dedirten Siteler 7: Bio-bak.nl

Bu nasıl bir sitedir abicim ya! Resmen hastalıklı bir beynin ürünü. Bir süre ne yapmam gerektiğini bile anlamadığım sitede biraz daha zaman geçirdiğim zaman şöyle demekten kendimi alıkoyamadım: Aaa!

Bu tasarım işindeki insanlarda iki kutup vardır. Halet-i ruhiyemiz arasında sallanır durur. Bazen “Ulan ben resmen şovdayım be” deriz bazı işlerimiz ardından, ya da başka insanların yaptığı vasat işlerle karşılaşınca. Diğer durum ise “Olm ben resmen sıfırım, en iyisi gidip artık balıkçı olayım, adamlar neler yapıyor yaaa” deme durumudur. Bu bio-bak.nl sitesi bende tam bu hissi uyandırdı. Adamlar neler yapmış ya, oha be!

Tabi bir sürü bu tarz site “anlaşılamama” sendromundan muzdarip kalıyor olabilir, ama zaten bu sitenin olayı araştırTmak adamı. Bir nevi showcase olan site, amacına hizmet ediyor ve show’unu yapıyor resmen. Helal olsun abicim diyor ve çapari almak için balıkçı dükkanının yolunu tutuyorum. Burdan bak bio-bak

Aaa Dedirten Siteler 6: Matthias Dittrich

Bugüne kadar Aaa dedirten siteler, anlaması biraz zaman alan sitelerdi. Bugünkü ise Matthias Dittrich isimli tasarımcı arkadaşımızın sitesi ve olayı da çok tatlı bir 3d/2d geçişi olan arayüzü. Ana menü (mönü demek istemiyorum) sol meaaauuz’umuzun drag’i ile ileri geri gidiyor, bir butona tıklayınca bunlar yana düşüp içleri doluyor. Çok temiz, çok güzel, ve etkili. 2-3 yazıda daha önce belirttiğim, “sade ama pahalı görünüm” tasarımda en sevdiğim olay olduğu için bana Aaa dedirtiyor ve yankılanıyor sokaklarda çığlığım “YERİM SENİ SOSSİİİİSSS”.

http://www.matthiasdittrich.com/

Aaa Dedirten Siteler 5: Zune

Zune bir nevi iPod’umsu cihazdır. Mp3-Video Çalar, Podcast izletir, radyo dinletir vs. Bu tür aletler gelende zaten aynı işe yarıyorlar. 4 ve 8 gigabyte’lık mini versiyonları, 80 giga’lık da ağır abisi var. Ama beni asıl etkileyen çok tatlı bir siteleri var.

Ekranın altından ele alıyoruz bu Zune’u, istersek üstündeki butonları kullanarak, istersek de meaaauz’u ekranda sol tık-basılı tutarak ileri geri gidiyoruz. IKEA’da da bu trip vardı hatırlarsanız, ekranın üstlerinde basılı tutmak ileri, altlarında basılı tutmak geri gitmeye yarıyor. Ben de bir ileri bir geri gidip Aaaa diyorum. Siz de diyebilirsiniz burdan.

Aaa Dedirten Siteler 4: 5 IKEA Mutfağı

IKEA’yı hepimiz biliriz. Eğer bayan insanlardansanız daha da iyi bilirsiniz diye tahmin ediyorum. Tanıdığım tüm kadınlar IKEA’nın hastası resmen. Ben sadece 1 kez gittim. İşten çıktığım bir akşam Kerem bana “güzel sosisliler var olm” dedi ve karım da evde olmadığı için biraz depolayayım o sosislileri, 2 gün yerim mantığı ile içeri girdim. 7-8 tane sosisli aldım ama öğrendim ki paket yapmıyorlarmış. Ben de aldım bir IKEA torbası sosislileri içine koydum ve evimin yolunu tuttum 1 torba sosisli ile.

Bugün dikkatimi çeken ve bana Aaa dedirten site de IKEA’nın bir nevi mutfak showcase’i gibimsi sitesi. Kendisi tam olarak bir site değil aslında. Amerika IKEA sitesinin içinde bir kısım. 5 adet mutfağı ileri-geri dolaşabiliyoruz, istersek 180 derece dönüp ters tarafa doğru gidiyoruz. Site video odaklı olduğu için biraz uzun yüklüyor ama yükleme bittimi Aaa dedirten bir site olduğunu anlıyoruz. Meeeaaauz’umuzu video’nun üst kısımlarına getirip basılı tutarak ileri doğru, alt kısımlarına getirip basılı tutarak geri geri gidiyoruz. Sağa veya sola tıklayarak da kendi etrafımızda dönebiliyoruz. Her mutfakda ayrı bir an dondurulmuş ve mutfak aralarında ilerlerken de farklı IKEA ürünlerini görebiliyor, fiyatlarını öğrenebiliyoruz. Bir mutfağa gelince onun farklı resimlerini falan da görebiliyoruz. Böyle anlatınca olmadı siz gidip bi bakın bence. Buradan gidilir.

Aaa Dedirten Siteler 3: Autodesk Project Dragonfly

Bugünün Aaa dedirten sitesi AutoCAD’in yapımcısı Autodesk’ten geliyor ve yıllarca boşuna mimarlık okudunuz adeta dedirtiyor mimarlara. Sitemiz bize 3D bir ev yaptırıyor ve içini istediğimiz gibi döşetiyor. Bunu da aylarca max ya da maya öğrenmeye gerek kalmadan, sims oynayabiliyorsanız yapabilirsiniz tarzında yapıyor. Odaları, duvarları, kapı, pencereleri sürükle bırak formatında ortaya atıyoruz, hayalimizdeki evi yapıyoruz. Daha sonra da içini döşüyoruz. Evi oluştururken kuş bakışı plan olarak görüyoruz daha sonra 3D olarak da istediğimiz gibi çevirip zoom’layabiliyoruz.

İsterseniz sıfırdan, isterseniz başkasının yaptığı bir evden istediklerimizi yapabiliriz. Daha sonra siteye üye olanlar tasarımlarını save edebiliyorlar ve daha sonra geldiklerinde bunları load edebiliyorlar. Üyeler aynı zamanda projelerini jpg ya da dwg olarak da export edebiliyor. Bize de Aaa demek kalıyor.

Siteye gidelim ve “get started now”a meeaaauz ile sol patlatalım.

Aaa Dedirten Siteler 2: Sointeractive

Flash ile 3D siteler, ne güzel bir kombo :) Sointeractive bir polonyalı ajanstır bu da onların siteleridir. Hoş ve sürekli bir salınım var sitede, kartonsal bir tasarım içinde. Linkler bir televizyonu açtırıyor ve konu ile ilgili bir video izliyoruz. En öndeki PLAY tuşunda basınca da mini bir ateş etmeli oyun çıkıyor karşımıza. İsterseniz mikrofon ile püf diyerek de ateş edebiliyorsunuz. Herşey çok temiz ve basit. Weblerde görmek istediğimiz hareketler bunlar.

Buradan gidilir.

Aaa Dedirten Siteler 1

Yeni bir yazı dizisi başlıyor, bazen ılgın ılgın, bazen de çok sıcakken ele dökülen beyti gibi. Bazen hırçın bir fermuar düğümü ve bazen dingin bir kehribar gibi. Yeni yazı dizimizin konusu gördüğüm zaman bana “Aaaa” dedirten siteler. Bu sitelere giriyorum “aaa” diyorum sonra da bloglarıma ekliyorum. Sonra siz ister elinizde marmelatlı ekmek, ister de kurnalı tart ile bakarsınız. Buradan bir internet yolu açıyorum.

%d blogcu bunu beğendi: