Arşiv | Tasarım İpuçları RSS for this section

Google Açıklıyor: Kullanıcıların Browser Boyutları

Alfa Centauri sisteminde ikamet eden bir uzaylıydı Kramer. Gerçek isminin insanlar tarafından telaffuz edilememesinden, “uzaylı” lafının yine insanlara ait saçma bir tabir olmasından falan bahsederek zaman kaybetmeyelim şimdi. Kramer, Alfa Centauri sisteminin kızıl devi Proxima Centauri’den sola dönünce bir 2-3 klik uzaklıkta yaşayan bir “uzaylıydı”. Ve bu sabah yataktan kalkarken, sol ayak küçük parmağını kapıya çarptı.

Yukarıdaki hikayeden çıkan ana fikir nedir? Tabiki şudur: “Adın, ırkın, cinsin, türevin, difransiyel hesabın, banka hesabın ne olursa olsun göreceksin abicim! Yoksa burnun boktan kurtulmaz”.

Peki bir websitesi yapıyoruz yada yaptırıyoruz ve hatta yapımına tanık oluyor da olabiliriz, bir websitesi enine boyuna ne boyutlarda olmalıdır? Hadi boyuna kısmını sallayabiliriz çünkü insanlar aşşaaaa dooru scroll etmeye alışmış bir yaşam formudur ama genelde saa-sola scroll etme konusunda gerekli eğitimlerden geçmemişlerdir. O zaman kartezyen koordinat sistemimizde x’i ne yapmalıyız tasarımımızda?

Bu sorunun cevabı tabiki kullanıcıların kullandığı browserlarda gizli, ve hatta onların ekran çözünürlüklerinde. Eskiden bu daha kolay bir durumdu ki, 640×480 – 800×600 – 1024×768 gibilerinden 4:3 oranlarında bir sabitlik vardı ama sonra widesceen çıktı, acayip-ül laptop’lar çıktı, şimdi de ayrıca diğer mobil cihazlar var. Dolayısı ile sitemize giren bir insanın nasıl bir çözünürlük kullandığını bilmemiz imkansız. Aslında imkanlı, bir script ile kullanıcının çözünürlüğü alınıp, sitenizin doğru versiyonuna yönlendirme gibi bir işlemle sitenizi herkesin görmelerini istediğiniz gibi gösterebilirsiniz, ama bu aynı sitenin 5-6 versiyonu olması anlamına gelir ki, maliyeti dolayısı ile bunu yaptırmak isteyen bir kişi ben şahsen tanımıyorum.

Peki o zaman ne yapıyoruz? O zaman şunu yapıyoruz, müşteriye anlatıyoruz “böyle böyle” diyoruz, ve ona diyoruz ki bakın google’a göre internetteki insanların %90’ı 950×500 çözünürlüğü görebiliyor (ben şu an %40’ın görebildiği 1250×650 görüyorum 1440×900 monitörümle, wide olmasa daha da görecem aşşa dooru :P) Peki monitör 1440×900 iken neden 1250×650 görüyorum? Tabiki browser’a harcanan alandan ve windows’un altındaki çemçük bardan dolayı. f11’e basıp tam ekran yaparsam browser’ı o zaman sadece %10’un görebildiği 1350+x800+’e bile ulaşıyorum ama siz sitenize girecek kullanıcılardan bunu beklememelisiniz. Peki bu sayıları nerden bulupta söylüyorum? Elbetteki ta buradan.

Grafamania: Tasarımcının Dost Sitesi

Hemen ter Türk grafik tasarımcısı’nun favori sitelerinden olan Heroturko el değiştirdi, site bir saçmaladı, bir sürü arşiv silindi ve re-up edilmediği için iyice uyuz etmeye başladı adamı. O zaman ne yapıyoruz, grafamania’ya gidiyoruz. Bazı linkleri görmek için üye olmak gerekmesi biraz kıl. Çünkü site çoğunlukla rusca-ingilze olmasına rağmen, bu kısım sadece rusça, biraz zor oluyor kayıt olmayı başarmak.

İçerik olarak Heroturko adam gibi çalışırken hemen hemen aynı idi, yeni bir kaynak arayanlara duyurayım dedim. Burdan gidilir.

Color Contrast Check: Renklerin Kontrastlarını Test Edelim

Tasarımda kontrast önemlidir. Neyin önde neyin arkada olduğunu karar verir. İnsan gözü kontrastlar arasında en iyi rengin “value” ya da “lightness”ına reaksiyon gösterir. Açık ve koyu renkler arasındaki kontrasta yani…

Ama daha önceki renklerle ilgili bir  yazıda değindiğim gibi, hue ve saturation kontrastları da vardır. Renklerin value’su yani “açıklık/koyuluğu” aynı yada yakındır. Rengin pastelliği/canlılığı (saturation) ya da rengin farkı (hue) ile de kontrast verilebilir. İşin bu kısmı, herhangi bir rengin açık ve koyu tonunu seçmek kadar kolay olmadığından anında bu yazının konusu olan siteye gidip oradan seçtiğiniz 2 rengin arasındaki farklı kontrastları görebilir, renklerin tamamlayıcı (compliant) renkler olup olmadıklarına, aralarındaki kontrastın sayısal değerine ve hatta WCAG standartlarına sahip olup olmadıklarına bakabilirsiniz. Bu noktadan sonrasına karışamam ama.

Linkde burda

Flash vs html : Farklar, Üstünlükler, Kazanan?

Bazen bazı müşterilerden duyarım “flash siteler çok ağır oluyorlar”, ya da internetlerde bir makale okurum “Neden flash site kullanmamalısınız” diye. Bu gibi durumlarda genelde bir flash sever olarak savunma yapma ihtiyacı hissederim. Çünkü ben tamamen flash olayına gönül vermiş bir adamımdır ve bu karara da bir sabah yataktan çıkıp “yazı ise flash, tura ise html/css” diye yazı tura atarak varmadım. Peki, neden bu karara vardım? Bu flash çok süper bir şey mi yani? Hiçbir negatif yanı yok mudur? Varsa ben neden sadece flash siteler yapıyorum?

Bunun için ilk önce webmaster olmak nedir, ülkemizde ve özellikle Bursa’da nasıl yapılır sorusunun yanıtı arayalım. Tamamını Okuyun…

Web, Televizyon, Çözünürlük, dpi, aspect ratio, pal, vs… Açıklıyorum!

Hemen dikkatinizi çekmiştir ciddi bir post ile karşınızdayım. Fark etmediyseniz soldaki kedi ciddiyetimi size daha iyi bir anlatsın.

Bazen baskı işlerde çalışan grafik tasarımcı arkadaşlar sorarlar bana “ey cenk çavuş bir web sitesi yapacak idik, nelere dikkat edelim”. Ya da televizyon için bir şey yapmaları gerekir bazen, “ya bunu kaç’a kaç çalışacağız cenk çavuş” diye beni soruları ile terletirler. Oysa bu sorular değil göbeğime koyduğum GDO’lu besinler aslında beni terletir deeeermişim. Dermişim kullanımı çıkalı 10 yıldan fazla olduğu için artık o kadar dejenere olmuş sayılmayız kullandığımız zaman, onu da bilin deeermişim. Tutkal gibi lan bu laf pelesenk oluyor adeta deeermişim. Mola!

Aslında yapılan şey teoride aynı, sadece ufak formatsal farklar var dikkat edilmesi gereken. Bunlar her multimedia’cının bilmesi gereken şeyler ama ağrırlıklı olarak baskı için çalışan bazı arkadaşlar bu ufak ipuçlarından yararlanabilirler diye düşündüm. Öyle oturup bir hazırlık falan da yapmadan bodaslama alt alta yazıyorum bunları, sonradan aklıma gelen bir şey olursa da artık sonra ekleriz. Kısa kesip geliyorum dikkat edilecek şeylere. Tamamını Okuyun…

Font olayı

Elinde bir bardak kahve ile odasına geldi. Aklı başında değil gibi bir hali vardı. Sanki bir şey hatırlamaya çalışıyor ama başaramıyordu. Sandalyesini altına doğru çekti farkında olmadan. Oturdu. Kahvesi artık masasının üstündeydi. Arkasına yaslandı, bu saçma sapan giriş yazısını nereye vardıracağımı düşünüyordu. Klavyesine dokundu. Önce hafifçe. Tek tek tuşlara vurdukça aklında bir soru yankılanıyordu. Adeta sonsuzluk gibi geçen bir süreden sonra kendi kendine sordu “Ne bok yiyorum lan ben. Alt tarafı fontlarla ilgili bişiler yazıcaz şunun şurasında…” Tamamını Okuyun…

Renk Olayı…

Daha önce yazdığım tasarım için 4 ipucu’nu okumadıysanız belki ordan başlamak istersiniz.

Renk dediğimiz şey hakkında pek düşünmeyiz. Çünkü hiçbir çaba sarf etmeden görürüz onu ve üzerinde düşünmek için bir sebebimiz yoktur. Dolayısı ile onun aslında bir nevi ilüzyon olduğunu fark etmeyiz. Renk, aslında üzerine düşünüp, biraz araştırma yapınca oldukça acayip bir şeydir. Teorik şeyleri pek sevmediğinizi biliyorum ve çok fazla ayrıntıya girmek de istemiyorum, ama en basitinden mesela “neden CMYK ve RGB gibi farklı renk türleri” var gibi bir sorunun cevabını almak istiyorsak biraz teoriye girmek durumundayız. Tamamını Okuyun…

Tasarım için 4 ipucu

Buralarda bir yerlerde de söylediğim gibi (3d max derslerinde sanırım), tasarım ile ilgili herhangi bir eğitimim yok. Eğlenmek için photoshop, flash kurcalayarak geçirdiğim vakitler daha sonra işim haline dönüştü. Daha sonra bazı arkadaşlarımdan “kaptığım” bilgiler, internet’ten izlenen bazı “tutorial”lar ve bana güzel gelen tasarımların “neden bana güzel geldiğini incelemem” sonrasında bugün bildiğim şeyleri bilir bir adam haline geldim. Neden bunu yazarak başlıyorum peki bu yazıya ? Çünkü kendimi hiçbir zaman “olmuş” hissetmedim, ve böyle yazılar yazarak ukalalık yaptığımın sanılmasını istemiyorum. Ama 2010 yılına girdiğimiz bu günlerde bu meslekte 7 yıl harcamış biri olarak da aslında söyleyebileceğim bazı ufak tefek şeyler de var ve insanlara yardım etmeyi seviyorum. Tamamını Okuyun…

%d blogcu bunu beğendi: