Tag Archive | facebook

Uglydance.com ile Eşine Dostuna Dansettir, Yetmezmiş Gibi Facebooklarda Paylaş Ya da Üleştir!

Aynı eşim gibi, internet de gebe, ama eşim oğluma gebe, peki internet nelere gebe? İnternet türlü olaylara gebe, şimdi saydırtmayın bana ama bugünki gebeliğin ardında sıklamen rengi güzelliğinde bir flash sitesi mevcudiyet buluyor. Kısaca özetlemek gerekirse, ki gerekmez çünkü yazının başlığından daha kısaca özetleyen varsa beri gelsin, boru alsın!

Bir tanıdığınız önden çekilmiş bir fotografını upload etmemize müteakip site bize bu fotodaki suratı bir maskeye oturtmamız konusunda ısrarcı oluyor ve orayı da alıp dansçı avatarımızın kellesi haline getiriyor. Daha sonra 4-5 adet farklı modasal kılığı kimseye giydirtiyor ve ondan sonra da linki veriyor. Tabi işin interaktif kısmını sona sakladım. Aşşağıdaki butonlara meeeeaaauz ile kaktırmak sureti ile arzu edilen figürler, mankenine nakşediliyor. Bakınız ben burada kendimi mannequin etmişim!

 

Reklamlar

Cloud GirlFriend: Ne Desem Boş XD

Tüm dünyadaki meslekleri 2ye ayırabiliriz basitçe. Bir ürün satanlar ve bir hizmet satanlar olarak.Peki yalan satanlar? Hatta bu yalanı size en başta söyleyerek satanlar? Ve müşterilerinin zaten bu YALANA para ödeyecek olması?

Şimdi bu yazıya konu olan sitenin sattığı şeyin bir yalan olduğunu biliyoruz peki ama ne yalanı? Tabiki yalandan kız arkadaş! Vaad hem basit, hem üzücü, hem korkunç ve aynı zamanda yeterince komik, ki bloglarıma girmek için altın anahtar bu. Site henüz açılmadı ve şu anda invite edilmek isteyenlerin email’lerini topluyor. Açıldığı zaman yapacağını iddia ettiği şey ise şu: Size facebook’da kız arkadaş oluyor! Üye olurken ideal kız arkadaşta aradığınız özellikleri yazıyorsunuz ve hooop! istediğiniz sosyal network’te, ki bu da facebook olacak muhtemelen, sizin kız arkadaşınız oluyor. Sizinle etkileşime geçiyor ve sap arkadaşlarınız da sizi kıskanıyor! Evet internet üzerinden satılacak en orjinal ve acayip şeylerden biri de böylece icat edilmiş oldu! Yap kendine sahte bir manita!

Famecount ile Ününü Ölç, Biç, Tart, Briç, Turt!

Eskiden metrik sistem yoktu. Metre, kilo falan gibi üniteler hayatımızda yer almıyordu. Tabi ki hayatımız da hayatımızda yer almıyordu çünkü bu yazıyı okuyan kimse o zaman yaşamıyordu henüz. Mantıklı.

İşte metrik sisteme geçince kolaylaşan ölçme işlemi ile dahi beceremediğimiz bir takım durumlar olabilir. Mesela bilirizki Michael Jackson ünlüdür, Madonna’da ünlüdür, peki hangisi daha ünlüdür? Bunu nasıl ölçeceğiz? Eline halasının mezurasına alan okur dur! Bu iş öyle kolay değil.

İşte artık sosyal medya’da “link” işini ölçme vesaiti ile kim ne kadar sevilmiş, ne kadar haz edilmiş ölçebiliyoruz. Facebooklar’da olsun, twitter’larda olsun, youtube’larda kim en ünlü bakabiliyor, bunları bölgeye göre, ya da türe göre sıralayabiliyoruz. Markalar, ünlüler, politikacılar…ohoooo. Evet bu nezih işlemleri yapabildiğimiz site ise famecount!

Facebook ve Cityville Sayesinde Arkadaşlarımı Tanıdım! (Sadly, Bir Kısmı Yavşak Çıktı)

İnsan, hayatı boyunca farklı sebeplerle, farklı anlarda göt olur değerli okurlar. Bu göt olma lafı size ağır geldiyse siz bu yazıyı kopyalayıp bir word dosyasına paste edin, sonra find and replace ile “göt olma”ları “morarma” ile değiştirin isterseniz.

Ama benim değiştiremeyeceğim bir gerçek var ki, ben facebooklara girince bir miktar göt oldum. İlk önce hemen açıklayayım ki, cityville isimli oyunun hastası oldum. Bu “bilmemne ville” oyunları oynayan arkadaşlarım vardı daha önce, onları hor görürdüm. Hayatının büyük bir kısmında oyun oynamış bir insan olarak böylesi zibidi oyunları sefil bulur, oynayanlarla da “ek ek, biraz da tahıl ek, biraz da hububat ek tıhıhıhhııhhı, kenara da eşeği koy aman haaa”gibilerinden aklım sıra dalga geçerdim. Ama şu an itibarı ile yaklaşık 10 günümü doldurduğum facebooklara bakıyorum da, ilkokul arkadaşlarımın resimlerine bakmaktan çok cityville oynamışım ben. Utanmıyorum lan, seviyorum!

Bazı arkadaşların “Olm facebooklara çok hızlı bir giriş yaptın lan sen eühüeh” gibilerinden yorumları olsun, diğerlerinden gelen “lan o oyunları oynayacak hale  mi düştün sen” tarzı yorumlar olsun, hepsini göğüslemiştim. Ama bir tane var ki, beni benden aldı, “bu herifler benim dost dediğim insanlar mı? Lan bu herifler akp’ye oy veriyor galiba” dedirttirdi bana! O laf, o kalp kıran, huzur kaçıran, mısır gevreği gibi iman gevreten laf ise şudur “Bana o oyun şeylerini yollama lan”…..Vay vay vay!

Bunu şu ana kadar 4-5 arkadaştan duydum sevgili okurlar. Ki korkmayın tüm arkadaş listesine “bana enerji yollasana beehehehehe” diye yavşayacak kadar düşmedim! Yakın bildiğim, kimileri ilk okul yıllarından beri tanıdığım candostu yoldaşlarımdan geldi bu laflar. Şu an şeytan diyor, vergi yüzsüzleri gibi kimliklerini ifşa et bunların! Ama yapmayacağım, onlar kadar alçalmayacağım ağzına yüzüne bir anlık sinirle tekma atıp sonra pişman olacağım okurlarım! Şu an bir Şafak Sezer olmuş olabilirim, duygusal anımdır, anlayış gösterin.

Evet facebooklarda yeniyiz, evet önceleri milyonlarca farmville oyuncusunun gururu ile oynayıp, şimdi kendimiz cityville’in tuzağına düşmüş bir zavallıyız biz (aniden kendinden biz diye sözeden adam) peki candostu bildiğimiz arkadaşlarımız, 2 meauz tıkını bize fazla görmüşler de “Cenk bana yollama olm şu oyun şeylerini” derken hiç mi içleri cızlamamış, hiç mi empati yapmamışlar….Demek ki bu insanlar hayvanmış sevgili okurlar! Hem de öyle ceylan olsun, kutup ayısı olsun gibi şirin hayvanlar değil. Bunlar sansar gibi, çıyan gibi, ayak mantarı gibi hayvanmışlar lan!

Son olarak bu yazıyı bana her türlü oyunumda yardımcı olan Sibel Gürdal Rodoplu’ya teşekkür ederek bitiriyorum. Sağolsun gerektiğinde korsan olarak, gerektiğinde bankamda credit advisor olarak, gerektiğinde şehrimi büyütmek için permit yollayarak bana her türlü yardımı yapmış, cityville oyunundaki kısa zamanda çok işler yapan belediyecilik/müteahhitlik becerilerimi geliştirmemi sağlamıştır.

Belediye dedim de Nilüfer’da CHP’ye oy verdik, her cumartesi elektrik kesiliyor bu ne lan?

Facebook’a Girdim, 15 Dakika Durdum, Sonra Çıktım!

Yıllar sonra bunu da yaptım sonunda sevgili erenler. Peki bir sor, neden yaptın cenk desene. Yaptım çünkü ben bir oyun oynuyorum internetlerde adı Wolfenstein: Enemy Territory ve bir de klanım var. Ama artık eskisi kadar aktif değiliz ve klanımızın sitesinin kapatılmasına karar verdik, ki bu durumda nasıl görüşecektik? Ortak karar zaten neredeyse herkes facebook’larda orada bir grup kuralım olarak çıktı ve ben de bu sabah gittim, üye oldum.

İlk 15 dakika çok kaotik geçti, nereye ne yazarsam kim okuyabilir falan bilmediğim için çeşitli potlar kırmış olabilirim, sorun etmeyin, ben etmiyorum. Hatta dar alanda Hawaii’den bir arkadaş ile karşılaşıp chat bile yaptım lan. 1 tane death project video’su gördüm ersun yılmaz delisi eklemiş, ya da paylaşmış mı deniyor…Sonra korktum çünkü olaya hükümedemedim ve ilk anda dozaşımına uğramayayım diye çıktım. Kapattım yani browserı ama bu yazıyı yazmak için screenshot almam gerekti, tekrar açtım, baktım arkadaşlarım artmış millet yorum yapmış falan tekrar korktum, fazla sosyal beni korkutuyor değerli okurlar. Hemen eve gidip Conan the Barbarian okumak istedim sonra. Herneyse olay böyle yani.

Facebook İstatistikleri…

Ne zaman bir çift sarılı yımırta alsam kesinkes bir tanıdığım telefon ya da fax edip “cenk sen niye facebooklarda yoksun?” diye veryansın eder. Bu gibi durumlarda onlara “şu anda puset kullanıyorum daha sonra konuşalım” derim.

Yıl artık 2011 yılındayız! oha gördüğünüz gibi cümlede anlatım bozukluğu tavan yaptı, çünkü 2011 yılında olmayı cerebral cortex bazında algılayamadım. Motor becerilerim adeta mobilet becerilere dönüştü çünkü lise’den mezun olalı 17 yıl olmuş demek benim gibi kendini 14 yaşında hisseden biri için çok fazla geliyor bir anda! Daha dün 2000 yılında ne olacak geyikleri vardı lan! Peki ya facebook ile ilgisi ne tüm bunların.

Sanırım 2001 yılı idi ve ben bir gün uyandım ve aynaya baktığımda artık kel bir insandım, ama galapagos adaları gibi sakallarım hala vardı. Bir harley davidson adamına dönüşmüştüm ve bununla ilgili hatıralarım çok zayıftı. Ev arkadaşım berk ise hep bir kel olagelmişti. Daha sonra salona gidince Budweiser’lardan oluşan kuleleri gördüm ve bir önceki geceyi hayal meyal hatırladım. Berk kendisi kel olduğu için yağmuru ilk hissedenin kendisi olduğunu ve kelliğin yaşanması gereken bir tecrübe olduğunu bana dikte ediyor, ben de çok az içki tüketen bir insan olarak düşük toleransımın sınırını çoktan geçmiş, hatta meksika sınırına yaklaşmış bir şekilde kikirdiyordum. Sonra makine ile aynanın karşısına geçtim ve kafayı kazıdım…Ertesi sabah hatırlamamasına. Sonra neler oldu o gece bilmiyorum.

Berk 1.5 ay önce falan bize geldi. Kendisi alkol ile eşgüdüm (TDK’ya başvurdum bu kelime için) bir insan olduğu için bana yine içki içirdi ve bu seferde neredeyse facebook’a üye yaptı! Bir an elimde klavye facebook’a bakıyordum ama bu sefer geçen sefer ki gibi hem eğilip hem de kırılmadım. Sadece eğildim ve “lan söz 2011’de facebooklara girecem” diye kendisine and içtim. Ama yapamıyorum lan hala. Sanki artık benden geçti bu. Ayrıca herkesin 5 sene önce yaşadığı “ulan şu ilk okul arkadaşım acaba nerede” falan gibi eski bir hissi yaşayamam artık deil mi? Bakalım gelecek ne gösterecek, bakalım facebooklara girebilecek miyim?

Uzunca bir giriş kısmında sonra gelişmenin arifesinde facebook ile ilgili bir takım istatistikler açıklandı onlara bir bakalım isteyip istemediğinizden bağımsız olarak. Tamamını Okuyun…

Paylaşıma Doyun İstedim!

Son 3-4 gündür kullanıcılarımızın dikkatini çeken, bloglarımızda yeni bir uygulamanın lansman kampanyası ile karşınıza çıkan bir insanım. Kendim sosyalleşme&paylaşım sitelerini pek kullanmasam da sizlerin çoğunun böyle olmadığını biliyorum. Sizler sosyal insanlarsınız! Benim sadece bir tweeter’ım var, onu da ayda 1 kez, arka arkaya 10 tweet yapmak için kullanıyorum. Bazen de bazı oyun firmaları, nasa, tasarım blogları falan gibi şeylerde ilginç haberleri takip etmek için kullanıyorum. Yani vasat bir tweetercıyım. StumbleUpon ise bunların arasında bence en süper sitedir. Herneyse şimdi çekime gitmem gerekiyor kısa kesiyorum, bu blogları internetlerde dibine kadar paylaşın diye böyle olayları açmış bulunuyorum. Görenler görmeyenlere anlatsın.

Minik anı: Bu sabah arabanın içinde açık kutu kola bırakıp bir görüşmeye girdim. 2 saat sonra kolayı içmeye kalktım, karamelleşmişti. Son.

%d blogcu bunu beğendi: