Tag Archive | mimari

Ah O Ofiste Ben Olsaydım…

Çoğumuz her sabah kalkıp işe gideriz, azımız gitmeyiz. Bu azımızın bir kısmı evde çalışmak gibi süpersonik bir olaya imza atarlar. Bu imzayı ben de attım bir süre. Evde olduğun zaman disiplin olayı zordur ama en iyi ofis evdir. Donla çalışma imkanı tanır. Tuvalete gidince sorun çıkmaz. Öğlen uykusu gibi çocukken kıymetini bilemediğimiz bir mevhumu hayata geçirebilirsiniz.

Ama dediğim gibi çoğumuz bir yere gideriz çalışmak için ve bir ofiste falan geçiririz hayatımızın önemli bir kısmını. Mesela ben şu anda Yalova yolu, MedyaS tesislerinde bir odada duruyorum. Odamdan memnunum. Klimam var, televizyonum var, masam ve 2 adet koltuğum var. Bir de dilhun öğretmen bir oda bu kadar boş olmasın diye 3 tane çiçek koydu masaya. Sorun çıkarmadım. Kısacası odamdan memnunum ama bu yazıya konu olan ofisler var, ki bazıları için cinayet işlenir.

Ulan şu an şuna dikkat ettim ben yazıları daha dikkatli yazmaya başladım ya. Okuyup düzeltmeler falan yapıyorum. Manyak mıyım lan ben? Bu blogun olayı o kadar hızlı yazayım ki, 3 saat sonra kendim okuyunca ben bile bilemeyeyim ne yazdığımı idi, sonra ne oldu? Ben sana söyleyeyim ne oldu. Son zamanlarda çok hit aldım. Hatta rekorum 1000’e dayandı günlük, ben de kendimi adam sandım, ciddi oldum. Vay vay vay…Bu ne pis bi uyanışmış kardeşim! Ne oldum delisi olmuşum ben adeta. Nerede eski yılışık, yarı trol, yarı kerpiçten ve tezekten oluşan, konuyu bir şekilde kültürel mirasımız sucuğa dayayan yazılar, nerede bu yeni yazılar? NEREDE LAN!

Herneyse şimdi durduk yere iç hesaplaşmamı dışavurup olaylara girmeyelim. Ayrıca ibrahim tatlıses olayı beni vız gelip tırıs geçiyor, onu söyleyeyim. Japon depremi ve nükleer santral patlamaları ile daha fazla ilgili görünüyorum (ama onlarlada çok ilgilenmiyorum).

Konu dağıtma konusunda yaysat gibi ülkenin heryerine dağıtan bir yapım var resmen. Hangimiz istemez böyle bazı ofislerde çalışmayı ha? Söyle bana okur? Benim favorilerim haliyle inventionland ve cartoon network oldu. Gerçi cartoon network’ün cubicle’ları ufak ama kıçımdaki çocuğa hitabet sanatı. Ayrıca autodesk’in ofisleri sanırım render ki 3dsmax’i yapan adamlardan da başka ne beklenir??? Hollanda’daki Discovery Channel’da acayip. Şimdi linki verip, takı tasarımı yapacağım.

Reklamlar

Şömine Tasarımı Dedin mi Dur Durak Bilmiyor Bazıları…

İnsan denen adam çok acayip bir insandır. Bu binlerce sene önce mağrada falan yaşarken, ki İbrahim Tatlıses’de mağrada doğdum falan gibi bişiler anlatmıyor muydu diye soran birisi olacak olursa aranızda, olmasın, vururlar sizi dikkat ol, ne diyodum, hah mağradan nerelere geldik bilader.

Şimdi sorarım size evde bir şömine varsa, o ev artistik bir ev değil midir? Zengin evidir o ev olm resmen. Hangimizin evinde şömine var? Benim yok. Mutfakta fırın var ama. Sucukları orda pişirebiliyorum. Demek ki, şömine varsa o ev zengin evi ise, bunu not alalım. Birazdan gelcem buna. Bak geldim hemen, ulan zengin olup da eve şömine koyan adam, mağrada yaşarken de evinde ateş yakmıyor muydun? Bu bir çeşit öze dönüş sendromu mu? Mağarada başka ne yapıyordun, bu yeni zengin eve taşıyabileceğin? Mesela gaita ? Onu da bırakıver hole istersen?

İşte bu eleştirel giriş yazısından sonra söyliyim ben şömineyi severim. Evimde olsun isterim, ama karım okuyorsa bunu bilsin ki, ööle durmaz benim şöminem, haldır huldur yakarım onu, evi dumana boğarım, sucuğumu çomağa sokup orada pişiririm, suyu oduna damladıkça tıssss diye çıkan sesle de içimin yağlarını eritirim. Haa o zaman hanım bak bunlardan bir şömine seç de alayım sana doğum gününde. Gelinim sana diyorum, bacanak sen dinle gibi bi bitiş oldu be.

Gary Chang: 1 Oda=24 Oda!

Bilader lafında geçen L harfi yanlıştır yanlış olmasına ama, birader demektense bilader demeyi daha samimi bulduğumdan olsa gerek, cümleme şu basit ünlem ile başlamayı uygun gördüğümü sizlerle paylaşmama izin verin: Bu ne be bilader!

Gary Chang isimli Hong Kong’lu bir mimar arkadaşımız diyor ki “Daha mimar olmadan önce mimari ile ilgileniyordum çünkü evimiz çok küçüktü ve bu Hong Kong’da genel durum. Çocukken kendi odam yoktu ve oturma odasında büyüdüm, oturma odası da zaten bir koridordu…”

Dolayısı ile adepte olmuş Gary. Mini alanlardan maxi kullanılabilirlik çıkartma konusunda bir kompetan olmuş adeta ve öyle bir ev yapmış ki kendisine videosu seyredince “Mitra!” demekten kendini alabilenler sadece Conan okumamışlar oluyor haliyle. Duvarları itip kakarak 32 metra karelik evinden 24 farklı oda kombinasyonu çıkartıyor Gary. Camları da sarı bir filtre ile kaplayıp “hep güneş ışığı…” felsefesinden hareket eden Gary’nin dairesinin değeri de 1.3 milyon Hong Kong doları ediyor.

Bak burdan videosuna / New York Times Haberi / Toxel

Ağaç Ev Dedin mi Dur Diyen Ağaç Ev!

Ben ufak bir oğlan çocuğu idim. Video denen meret hayatıma yeni girmişti ve her yeni oyuncağım olduğu zamanki gibi sabah erkenden kalkıp aynı filmleri seyreder dururdum. Bu filmlerde karşılaştığım ve çok kıskandığım 2 şey vardı. Birincisi çocuklar için olan örümcek adam kılığı, ki bu şu an çok tırt bile sayılabilecek birşey. Her yerde bulunabilir ve genelde çocuğa tam olmadığı için onu bir pepe gibi yapan bir kostümdür.

Gelelim 2 numaralı kıskançlık objesine. O da ağaç evdir, tahmin edilebileceği üzre. Aranızda bunu tahmin edememiş varsa hemen bilgisayarını kucağına alsın ve ivedilikle içini açıp tuzruhu ile yıkasın. Bunu yapmaya üşeniyorsa elinin tersi ile kendine bir tokat atsın ağzının orta yerinden!

Bu filmlerdeki çocuklar bir ağacın üstüne konuşlandırılmış bir platformun etrafı 4 duvar ile kapatılmış, ağaç ev değil de, ağaç gecekondusu tarzında bir mimariye sahip olurlardı olmasına ammaaa, ben bunu çok kıskanır, keşke benim de ağaç evim olsa diye iç geçirirken kendi yerim olan salon masasının altında olurdum. Çünkü çocuk iken bir “yerinin” olması iyi birşeydir. Masanın altına girer ve orada kim bilir neler yapardım. Ben bilmem örneğin. Yani saatlerce orada durduğumu hatırlıyorum ama niye olduğunu hatırlamıyorum. Ne yaptığımı da hatırlamıyorum.

İşte bu postun konusu ağaç ev ise, değil benim, Donald Trump hanzosunun bile kıskanacağı tarzda bir ağaç ev sevgili narenciye severler. Kim 500 milyor ister yarışmasına katılsam, kutumda büyük hissetsem ve kutuma gitsem, ve hislerim beni yanıltmasa ve 500milyor kazansam edinmek isteyeceğim tarzda olan bu ev Portland adı verilen yerde olup, Robert Harvey Oshatz Mimarlık tarafından yapılmış, ki bu arkadaşların tarzı da bu imiş dedikten sonra linkleri vererek aramızdan ayrılayım.

Bu ev burda / Organik Mimari Robert Harvey Oshatz da burda

Aaa Dedirten Siteler 3: Autodesk Project Dragonfly

Bugünün Aaa dedirten sitesi AutoCAD’in yapımcısı Autodesk’ten geliyor ve yıllarca boşuna mimarlık okudunuz adeta dedirtiyor mimarlara. Sitemiz bize 3D bir ev yaptırıyor ve içini istediğimiz gibi döşetiyor. Bunu da aylarca max ya da maya öğrenmeye gerek kalmadan, sims oynayabiliyorsanız yapabilirsiniz tarzında yapıyor. Odaları, duvarları, kapı, pencereleri sürükle bırak formatında ortaya atıyoruz, hayalimizdeki evi yapıyoruz. Daha sonra da içini döşüyoruz. Evi oluştururken kuş bakışı plan olarak görüyoruz daha sonra 3D olarak da istediğimiz gibi çevirip zoom’layabiliyoruz.

İsterseniz sıfırdan, isterseniz başkasının yaptığı bir evden istediklerimizi yapabiliriz. Daha sonra siteye üye olanlar tasarımlarını save edebiliyorlar ve daha sonra geldiklerinde bunları load edebiliyorlar. Üyeler aynı zamanda projelerini jpg ya da dwg olarak da export edebiliyor. Bize de Aaa demek kalıyor.

Siteye gidelim ve “get started now”a meeaaauz ile sol patlatalım.

%d blogcu bunu beğendi: