Tag Archive | teknoloji

CSS3 Flashı Yok Ediyor (Şaka lan şaka)

İlk duyurulduğundan beri css3 geliyor, html5 kapımızı çalıyor, flash öldü olm lan tarzı haberlere gülmeden önce eve gidip 23 numaralı dişimi çekiyorum ve içine 1 tatlı kaşığı tuz döküp dişimi bir merdane ile geri çakıyorum. Neden derseniz, cevabım “neden olmasın” da olabilir, şimdi saçma sapan birşeye neden olmayalım da olabilir ya da kısaca “avurtlarımın hoşuna gidiyor lan” da olabilir.

Evet bugün de spektaküler 25 CSS3 örneği diye bir makaleye denk geldim Cumhuriyet gazetesinde. Ama orjinalinde yoktu. Önce bir blogda görüp çıktısını aldım, sonra da gazeteye prit uhu ile yapıştırdım ve oradan okudum. Tabi işimiz gereği internetlerin teknolojileri ile içli dışlı olmam gerek. Dolayısı ile hemen bu vaad edilen süperselliklere doğru ilerledim. Baktım hakikaten 25 tane örnek olay var. Başladım tık’a. Tık tık tık tık. Gördüm ki, boşa kürek sallamışım, ya da çekmişim. Bunların hiçbirisi benim firefoxlarımda çalışmıyor. Hemen okumak sureti ile bilgi edindim ki, kısa süre sonra öğrendim bu deneysel animasyonlar sadece “webkit browser”larda çalışıyormuş. Yani Safari ve Chrome. Piyuuuu.

Kısaca webkit browser ne demek onu da anlatayım. Bu bir open source proje ve aslında Safari browser’ının motorunu kullanan ve bir nevi MAC OS X çeperi. Yani Steve Jobs’un Flash’a açtığı savaşta kullandığı “millet flash kullanmak için plug-ini indiriyor, bunu insanlara zorlamak saçma” demesini düşünüyorum ve ulan Steve alem adamsın diyorum, hatta ne gevşek adamsın, çok larç’sın lan diye de ekliyorum.

Sonuçta CSS3 deneylerini göremedim o yüzden yorum yapamadım ama bu mantıkla ben de şöyle bir iddia’da bulunuyorum. “Bloglarımı okuyanlara kurşun işlemiyor lan”…Ama tabi gidip bir kurşun geçirmez yelek alıp giyerlerse falan filan. Safariciler alsın bu CSS3 deneyleri ile eğlensin diye.

Yazarlık Kariyerim Süpangle Gibi Gelişiyor!

Evet Bursa reklamcılar dergisinden sonra ultra yazılarım artık aylık olarak çıkacak olan Yaşayan Bursa dergimize de sıçradı. Bu ay büyük bir değişim geçirdi Yaşayan Bursa. Dün logosunun nasıl değiştiğini gösterdiğim bir yazı yazmıştım. Şimdi de 132. sayfasını nasıl ele geçirdiğimi anlatayım ki, köşemin ismi görüldüğü üzere “PWNED”.

Ya da ne yazacam iki saat, zaten ilk yazı olan “Yoksa medya maymunu mu oldum?” bu hikayeyi özetliyor, bende oradan copy-pasta yapayım.

“Dilhun öğretmen bir toplantıda bana, “Cenk sen de artık dergiye bir yazı yazsan iyi olur, zaten hiç sebze yemiyorsun” dedi. Kendisi bana söylediği her şeyin sonunda, ve bazen hem sonunda hem başında sebze-meyve yemememe takılır da.” Yemen’e mi gidiyoruz, yemeni mi takıyoruz?” diye sordum kendisine(aklını karıştırıp olaydan sıyrılırım belki hesabı), “Ben nasıl yazı yazabilirim ki?” diye de ekledim. “Bloğuna yazmayı biliyorsun, dergiye niye yazmıyorsun?” diye üsteledi. Dedim “Orası özgür basın internetler, orada yazdığım gibi şeyler yazarsam, RTÜK dergimizi 3-4 gün kapatır, ben ciddi yazılar yazamam aman diyim” gibilerinden sayıkladım. Elime cetvel ile vurdu ve “Artık dergiye oyun, teknoloji, internet falan konularında yazıyorsun, itiraz istemem yoksa sana diyetisyen sayfaları yazdırırım” diye beni köşeye sıkıştırdı. Bir yanda internet bir yanda deniz börülcesini düşündüm bari bu sayfaları yazayım diye kanaat önderi oldum kendime. Dolayısı ile böyle bir sayfa var artık Yaşayan Bursa’da. Kutlamalara başlayabilirsiniz.”

USB Isıtıcı & Soğutucu!

USB diyip dururuz gün boyu, bazılarınız flash bellek falan da diyor, peki nedir bu USB diye merak edenler dün Heykel’de bir yürüyüş düzenlediler. Böyle durumlarda olayı hemen çözmem, beklerim. Beklerim ve reaksiyonları ölçerim, daha sonra reaksiyonları biçerim. Daha sonra…şu an sandalyemi ileri kaydırırken galiba ayağını yamulttum bee…oofff.

Şimdi USB, yani Universal Serial Bus, yani evrensel seri otobüs, bilgisayarımıza türlü cihaz sokmak için oyulmuş veri/elektrik delikleridir. Tikat! sadece veri değil, elektrik de var. Dolayısı ile bu oyukları bir nevi güç kaynağı olarak da kullanabiliriz teknolojinin nimetlerine. Ve elinoğlu da insan denen aymaz’ın asla tatmin olmadığını anlamış, gerekli benchmarking çalışmalarını geliştirmiş, pazar’da bir niş olduğunu saptamış ve insan soğuk ister, sonra da sıcak ister, peki kadınlar ne ister adı altında bir panel düzenlemiş. Bu paneli de resimde gördüğünüz cihazı deneme sürüşü ortamı olarak kullanmış, sürüş başarılı olunca da ürünü piyasaya sunmuştur.

Bu cihazı USB’lerimizden bilgisayarlarımıza bağlıyoruz, o da içeceğimizi 133 dereceye kadar ısıtıyor ya da 59 dereceye kadar soğutuyor. Hemen itiraz etmeyin bunlar nasıl ısılardır diye. Çünkü gavur bunlar. Yani Atatürk ilke ve inkilaplarından nasiplerini almadıkları için hala fahrenayt olayındalar. Bunlar böyle hala yok inç yok auns yok foot…$29.95′ satılan bu ürünü alacam diyenler meaaaaauzlarını buraya sürtsün.

Gizsiz ama Yine de Gizli Kamera

Tanık oldum defalarca kez, bir kişi rahat olsun, huzurlu olsun, kendi olsun. Buna sen kamerayı doğrult hemen boğazına üstübü kaçmış gibi bir davranış sergilemeye başlar. Bunu yapmıyorsa anla ki o bir celebrity’dir ya da kamera’nın farkında değildir.

Yukarıdaki cümle çok önemli, ve şöyle birşey öneriyor. Kameranın farkında olmamak, celebrity olmayı ikame etmekte, ve bu anlamda onunla aynı şey haline gelmektedir. Aynı Genel görelilikte belli bir yöne doğru hızlanarak gitmenin, kütleçekimini ikame edip onunla aynı şey haline gelmesi gibi yani! Asansör yukarı çıkarken, vücudumuzun ağırlığının arttığını ayak tabanlarımızda hissederiz ve bu yukarı hareket kütle çekimi olur. Yine aynı mantıkla kameraya çekildiğini bilmeyen kişi kendi olur ve bu farkındasızlık yüzünden celebrity olur. Artık IMDB’de tepeye oynamanın gizli formülünü biliyorsunuz!

Sonuç olarak, bir fotografçı olarak, sokakta olarak, tanımadığınız insanların olduğu yerde olarak, onların fotograflarını çekmiş olmak zor olarak zorluk çıkarmata ve tam da ulan spektaküler bir kare yakaladım dediğiniz anda kişinin kaçınması ile babasını bilememekte, ya da halk arasında bilinen adı ile piç olmaktadır. Haa bunda da hem fikirsek o zaman yukarıdaki adaptörü&lensi ki adı “super secret spy lens” yani super gizli casus lensi, ki buda bizi süper gizli casus yapar, o zaman bu cüme bitsin. Hee ne güzel dimi süper gizli casus olmak. Fiyat olarak da 50-55$ dolara satılıyor sizin milimetrenize göre :D

bak burdan ki pulitzere yol al

Her Eve Lazım Gereç!

İşte insan adına ufak, insanlık adına devase bir adım daha! Gördüğünüz alet, bir YIMIRTA-KIRAÇ. Önündeki çembersel kısma takılan yumurtayı, ISO9076-886 Yumurta Kırma Standartlarında kırdırıyor. 14.98 Amerikan Dolarına sizin olabilir. Bu tür cihazlar Amerika’da boldur. Merak etmeyin alanı vardık ki, üretiyor adamlar. Hiç unutamadığım bir diğer ürün ise, gömlek düğmesi ilikleme aletiydi. Bu saç teli gibi ama daha kalında bir tel olup, ilikten geçirdiğiniz telin ucundaki daireye düğmeyi geçirmek, ve teli geri çekmek sureti ile çalışırdı. İlgi odağımız olmuştu vakti zamanında.

Yımırtakıraç almak istersen tıklayıver.

Photonic Fence: Sivrisineklere Ölüm!

Teknoloji dediğimiz şey hayatımızı kolaylaştırmaya yarar en başta diyenler el kaldırsın desem size, hemen “benimle emir kipi dahilinde konuşma” diye sinire keseceklerin %22’sinin erkek olduğunu düşünürsem beni yadırgamayın. Bu teknoloji işi her erkek gibi benim de zayıf noktamdır.

Mesela Viyena’yı almak gibi bir fikir belirdi kafacıklarımda. Tesadüf bu ya, bir de Osmanlı Padişahı olmak gibi bir mesleğim var. Düşünüyorum ” ulan işte gideriz bin kişi, önümüze gelene bir tekme hesabı, oraya geldik mi de duvarlarını surlarını yıkar alırız viyenayı”. Planım bu. Bilader herşey iyi güzel de nasıl gidiyorsun? Yayan gidiyorsun, gitmen 2 sene sürüyor. Ohhoooo ben uğraşamam diyip sallarım bu işi açıkçası. Ama bugün olsa teknolojiler el veriyor.

Biliyorum ki Osmanlı Hanedanı diye bişi, birileri hala var yurt dışlarında yaşayan. Onlara tavsiye ediyorum, adam toplayıp bir uçak bileti alsınlar Viyena’ya. Gidip orda bari 3-5 kişiyi sopalasalar. Çünkü orasının alınamamasından sonra herşey bu elemanlar için beter gitmeye başladı.

Herkesin anladığı gibi konumuz teknolojinin hayatı kolaylaştırması. Intellectual Ventures isimli şirkette Malarya hastalığının beline bir kazma vurmak amacı ile bir lazer sistemi geliştirmiş. Eskiden burulmuş gazete veya terlik gibi araçlar kullanırdık sivrisinekleri öldürmek için. Artık bu photonic fence (foton çit) denen aleti kullanabiliriz. Bu aparat ilk öne belli bir alanı LED’lerler tarıyor ve bu alan içine giren bir böcek saptarsa buna odaklanıp, uçuş hızı, kanat çırpma frekansı falan gibi şeyleri test ediyor. Daha sonra bunun dişi bir sivrisinek olduğunu anlarsa, ve ortamda başka bir canlı yoksa plinksssss diye lazerle vurup bu sivrisinek arkadaşı krom’a yolluyor! Cihazın geliştirilmesinde anti-balistik füze sistemlerinde çalışmış bilim adamları var diyeyim bir de son anda. Burda hompeyc / Burda da videosu

%d blogcu bunu beğendi: