Tag Archive | müzik

Türk Müziğinde Kallavi Açılım! (or How I stopped Worrying and Loved Thrown to the Sun)

Tarihi unutanlar onu tekrar yaşamaya mecburdurlar diye bir laf vardır, ki başıma tam da bu geldi bak. Anlatayım. Sene 1990-91 falan, biz çok metalciyiz o zamanlar. Liseliyiz. Hakkını veriyoruz liseliliğin her türlü. Herneyse, o zamanlar İstanbul’da efsanevi Laneth dergisi çıkıyor. Öyle internet falan yok tabi. Metale ve metalciye ait yaşanmışlıkları Laneth’ten takip ediyoruz hahaha. Bi de denk gelirse sahaflardan falan eski Metal Hammer, Kerrang falan bulursak ne ala…

Konuyu yine hafif pembeleşinceye kadar karıştırdım bak. Ne diyodum. Ha biz de gençlik ve liselilikle harmanladığımız metalciliğimizi alıyoruz ve bir underground metal fanzine yapıyoruz. Fikri kuzenim Batu’ya aittir. En başta aklımda ben, Batu, Hasan, Turgut ve Yiğit diye arkadaşlardan da oluşan bir çekirdek kadro kalmış bak, başkası varsa çıkıp cenk hakkımı yeme desin! Daha sonra bi sürü başka adamlar bu projeye dahil olacak ve birgün şu an düşündükçe inanamadığım bir şekilde bir sayının tüm parasını birlikte yemek sureti ile dergiyi batıracaklardır bunlar. Lan ilk parayı biz ortaya koymuşuz, kazandığımız para ile de yeni sayının giderlerini karşılamışız. Şu an hatırlamadığım yaklaşık 10 sayı falan mı ne sonra, sonradan dahil olan bu adamlar dergi parasını harcayıp bitirmiş dergiyi..Vay amına koyim ne mal adamlarız biz değil mi?

Evet işte o dönemler ben de kalkıp bilmem ne grubunun tarihçesi, yok efendim bilmem ne albümünün kritiği falan gibi şeyler yazıyorum haliyle. Bi de adam gibi ingilizce bilen tek adam olarak Metal Hammer’dan falan çeviri yapıyorum. Ya ne yapacaktım ki? Kalkıp heriflerle röportaj yapacak halimiz yok ya hahaha. Herneyse işte ben bu geçmişimi tamamen unutmuştum bak tekrar yaşamaya mecbur kaldım bugün itibari ile ki, Thrown to the Sun diye bir grup çıktı ve “Of Oceans and Raindrops” diye bir albüm çıkardı 2 gün önce…Ben de bunu yazayım dedim. Yazmalıyım dedim. Onu yapıyorum şimdi bak. Gerçi daha hiç yapmadım henüz. 3 paragraf yazdık…hikaye.

Bak yemin içiyorum 2 gündür paso dinliyorum. Lan bir Türk grubu mu dinliyorum yoksa Florida’nın bağları vardır siz bilmezsiniz ho ho ho, Tampa’nın oralarda leb’i derya bağlar, işte oradan kopmuş gelmiş bir grup mu dinliyorum karar veremedim. Yok lan yalan söyledim, ya da söylemiş olabilirim… ben de bilmem Florida’yı…Ama nedense bana insanlar hep “Cenk sen Florida’ya gitmiştin di mi” derler. O beklentileri karşılayayım dedim yoksa Florida dediğin abede’den penis gibi sarkan bi coğrafya bana ne alla allaaa.

Evet bu Thrown to the Sun, http://www.pasifagresif.com isimli takip ettiğim bir sitenin yazar ve okurlarından oluşmuş, ve yukarıda da dediğim gibi 2 gün önce albümlerini interweblere indirilebilir olarak sunmuş arkadaşlar. Kısaca belirteyim albüm internet dilinde “epic” lafını hakeden bir albüm olmuş. Tanımam etmem hiç birini, aranızda yalakalık ettiğimi düşünen varsa diye söylüyorum. Ayrıca böyle düşünenler düşünce suçu işli…..sonunu getiremiyorum.

Zaten 2 şarkıyı mı ne önceden yayınlamışlardı. Bakın ayağınızı denk alın tarzı bi gösterme ama vermeme durumu yapmışlardı. Nasıl birşey ortaya çıkacağı hakkında fikir veriyordu. Özetlemek gerekirse, ki böyle şeyleri de pek beceremem bi de komik bulurum, yok efendim Kuzey Avrupa death metal tandanslı, black etkileşimli, gotik brutal, progresif oryantel atomistik pandizot tarzında tınlıyor falan diye hahaha ama yapayım bak becerebildiğim kadarını.

Thrown to the Sun, özüt death metal yapıyor. Doğala özdeş aromada progresiflik var. Yer yer bana en çok death ve gojira’yı anımasttı ama ufaktan ha. Yoksa bu grupların da taklidi de değil. Kendine has, gayet leziz bir tarzı var. Herkes enstrümanını adam gibi çalıyor. Bakın biz sikertiyoruz ha diye sıkıcı progresiflikler de yok. Melodi var abicim ya. Zaten olay da bu bence. Müzik dediğin benim düşüncem rif’tir haha :D Dinliyoruz da ne dinliyoruz? OOoo adamlar süper çalıyor ama ne çalıyor melodi yok tribi değil! Thrown to the Sun’da teknik/melodi/run kombosu çok güzel harmanlanmış ve ben 2 gündür deli gibi dinliyorum. Tam ulan bu şarkı tam olmamış mı diye düşünürken bile bi olay oluyor ve vay babayuun kemüü dedirtiyor mesela Laceration şarkısında “ulan bu doldurma şarkı galiba” diye düşünüyorum ve bir anda 1.30’da bir son rif geliyor osurtuyor. Genç gibi kafa sallayasım geliyor :D

Tek tek şarkıları yorumlayacak kadar hakim değilim henüz çünkü ortada gerçekten defalarca dinlenip hazmedilecek bir OPUS var! İlk dinlememde ilk şarkıyı mesela 10 kere falan üstüste dinledim, ilerleyemedim çünkü tek rif’ten oluşan intro gibi bir şarkı bu ama öyle bir rif’ki Türk metali bugünleri de gördü ya şükürler olsun dedirtiyor resmen. Sonra tüm albümü 2 gündür döndürüyorum ve diyorum ki kısacası ey arkadaşım, sen bir metal müzik dinleyicisi misin, illa death metal fanı olmana gerek yok tabi, zaten death metal fanıysan erken boşaltıyor albüm uyarırım, ama rock/jazz falan dinliyorsan da müzikten anlarım diyorsan da al sana günün fırsat ürünü! Hatta bakınca bu sene opeth, machine head, mastadon gibi çok beklenen albümlerin yanına sırıtmadan konacak bir albüm açıkçası. Al koy sen de. 2 dakika insan ol. Daha da konuşturtma cenk abini.

Son paragrafta biraz da kendimi övmek sureti ile yazıyı sonlandırayım diyorum bir yavşak gibi. 1994 senesinde Türkiye’nin ilk death metal albümünü Death Project olarak “Mission Accomplished” adıyla çıkarmıştık. O zamanlar şartlar çok zordu bugüne kıyasla. Akustik davul kaydetmek diye bişey yoktu. Bi sikim yoktu ya bugüne oranla. Kısacası bu yolu biz açtık biz olmasak dünya olmaz demeye getiriyorum hahahaha. Aradan 17 yıl geçmiş bak. Bu zaman zarfında “lan Türk grubudur destek olalım işte” mantığı dışında alıp da dinlediğim bir Türk grubu olmadı (Dr. Skull vardı lan gerçi…hmmm evet Dr. Skull’da hakkını vermişti valla onu da not düşelim buraya) Herneyse demek ki 1 grup varmış harbiden takdir ettiğim. Thrown to the Sun’da destek mestek hikaye, severek, zevk alarak dinlemek için yapılan bir müzik koyuyor ortaya.Alın dinleyin. Şimdi de link vereyim de bu Orhun yazıtları gibi uzayan yazıya son vereyim. Albümü aşağıdaki linklerden indirebilirsiniz hem mp3 hem kayıpsız flac olarak.
resmi site / bandcamp / pasifagresif

Reklamlar

Opeth’in Yeni Albümü Heritage İnternete Düştü!

Saat sabah 5:30… cumayı cumartesiye bağlayan gece… ve tam yatıyordum ben ama bir anda içimde bir pıtırcıklanma potemkin zırhlısının kült merdiven sahnesinden yuvarlanırcasına önce diz kapağıma oradan dilimin altına oradan da parmaklarıma ilerledi ve ben son yılların crazyshark’dan sonra en manyak metal arşivine sahip sitesi bunalti.com’a gittim ve bir de ne göreyim? En üstte Rüya Tiyatrosu Dream Theater’ın yeni albümü, laf sokan ismi ile “Dramatic Turn of Events” (ki burada şair eski davulcusuna sesleniyor :D) , onun biraz altında da Opeth’in yeni albümü Heritage!

Ayın sonuna doğru çıkması beklenen albüm internetlere akmış bulunuyordu ve bu linklerin burada yer etmesi gerekiyordu! Yukarıdaki link bold olduğu için link olduğunu anlamadıysan değerli opethsever, TIK ET BURAYA, ki senin için 2.bir link eklemiş olayım. İster mp3 ister de FLAC olarak indirebilirsin ha onuda belirteyim her iki albümü de.

Opeth’in Yeni Albüm’den Haber Var Kınalı Kuzum!

Opeth.

Opeth dedim ve durdum. Çünkü Opeth dedin mi duracaksın. Tüm devleşmiş gruplar gibi seveni çok sevmeyeni de azımsanmayacak derecede, ki ilginçtir bu metalcilik müessesesinde bir grubu çok seversin ve aradan zaman geçince o gruba uyuz olursun çünkü senin beklediğin yönde ilerlememiş, genellikle de sert gitmesini isterken yumuşamıştır. Buna biz metalcilik lugatında “Yeaa abi ya, ………….. öldü ya. Nerede bilmem ne albümü, nerede bu abi yea” tarzı deriz. Genellikle didaktik olurlar ve acıdırlar (bitter baabında acı olm lan :P ). Aslında ihanete uğramış bir aşk hikayesi gibidir biraz da bu durumlar. Kendimden biliyorum. Orta okul ve liseyi metallica’ya taparak geçirdikten sonra, Kara kapaklı albümle kıllanmaya başlamış, sonrasında da “Yeaa abi ya, Metallica öldü ya. Nerede And Justice For All, nerede bu abi yea” demiştim Load için. Gerçi bugün bakıyorum da Load fena albüm değil aslında. Ama St. Anger ve son Death Magnetic epey fena bence. 15 gün içinde o albümlerin yapılabileceğini iddia ediyorum bestesiyle kaydıyla mixiyle :D

Aynı hikaye tabi opeth içinde yazıldı, yazılıyor. Teheheh nasıl bir dil lan bu, “yazıldı, yazılıyor” falan. Ciddi miyim neyim dar alanda yoksa? “Bir başarı öyküsüdür bu, alın teriyle yoğrulan…” falan diye başlayan 10.000’nci dandik tanıtım filmi gibi oldu, altına da lorena mak kenıt müzüüüü dayadın mı tamam trolololo

Tekrar deniyorum…. Aynı bokun laciverti opeth içinde geçerli aslında. Eski “deathçi” opethçiler yani”damnation ve sonrasından nefret eden” opethçiler var, bi de “damnation ve slowlar için seven” opethçiler var. Ben her türlü seviyorum aslında çünkü iyi müzikte olması gerektiğine inandığım ruh+teknik kombosunu süper yapıyor herifler (herif asında tekil olmalı ya neyse).

Şu anda da pasifagresif.com‘da görüp palazlandığım bir videoyu siz değerli okurlarla paylaşmanın haklı gururunu yaşarken karım sordu “tost istiyon mu yiğidim” diye, “çok kaşarlı” yanıtı verdiğimi de buraya not düşerim. Aşağıda da yeni albümden yayınlanan ilk şarkının full hali kızamıktan yeni çıktı.

PS: En sevdiğim opeth şarkısı “heir apperant”dır diyerek teflon işine giriyorum.

Morbid Angel “Illud Divinum Insanus” Çıktı! (BERC)

Sene 90’ların başı mı nedir, Morbid Angel’ın “Blessed Are The Sick” albümü ile death metal yoluna saptım. O zamana kadar bir thrashçi idim, daha sonra baktım bu ne böyle dedim lan, bu nasıl bir müziktir dedim ve hasta oldum Morbid Angel’a.

Kalkıp 2 saat Morbid Angel anlatacak halim yok ve az evvel tam yatarken lan acaba çıktı mı son albüm diye bir araştırmacı gazetecilik yaptım. Önemle ve seferberlik halinde beklediğim bir albümdü bu çünkü benim en sevdiğim death metal vokalisti olan David Vincet geri gelmişti! Bu David’e ne desem az. Peki ya Trey’e çok mu? Yooo asla, Morbid’in beyini olan Trey herşeye layık bir abimizdir ve bu yazıyı yazarken 2. şarkı olan Too Extereme’i ilk kez dinliyorum ve bu ne lan diyorum. Dan dan dan dan gidiyor, bildiğimiz Morbid değil ama çok acayip, tam hastalıklı bir beynin ürünü bişi resmen….Sadece yılların komandosu Sandoval’ın olmamasından hafif kıllanıyorum. Belimi nedir bi sakatlığı varmış o yüzden ara verdi komando. Bu arada Jeff Hanneman’da böyle, allah allah bi sakatlık sezonu var extereme metal aleminde, tabi idmanlarda kaytarıyorlar, kendilerine bakmıyorlar falan filan…

Herneyse BERC tarafından internetlerimize sunulan bu leziz release için 2 de link vereyim ve kefir almak için bakkalın yolunu tutankamon. Tıklamalısın tam olarak buraya / Burada olur pertevnihalim benim

Whitesnake – Forevermore 2011 İnternetlerimizde!

Şu mühür var ya, benim hayatıma da mühür vurmuştur. Bundan yıllar önce daha yeni yeni ilk defa müzik dinlemeye başlayan bir pepeyim, yaş 12 falan mıdır nedir, hazırlık/6. sınıf falan. Madonna, Michael Jackson falan gibi 5-6 tane kasedim var ve bigün kasetçiye gidip, ki o zamanlar sadece kaset olduğu için kasetçi diyebiliriz bunlara, yeni bişiler alıyım dedim. Komiktir, o zamanlar bandrol falan olmadığı için çok ucuz kasetler. Çocukluk harçlığımda 3-4 tane alabildiğimi hatırlıyorum. Herneyse, baktım ben bu mührü gördüm. Whitesnake albümü. Logo mu hoşuma gitti nedir bilmiyorum, aldık eve geldik. Ben distorlu gitar sesini burada duydum. Coverdale’nin spektaküler vokali ile kendime geldim. Hemen sahne kurup kendime civciv ezmek, enseme tükenmez kalemle 666 yazmak, minimal uzun saçları ıslatıp kafa sallamak gibi şeyler yapmaya başlamışım. Aradan yıllar geçti biz az zamanda çok yol kat edip, bir ara bildiğim mal metalci, deathçi falan olup, metalci saat takmaz, metalci köfte yeme..aaa bu yazı da benim bahsetmem gereken bir adam var.

Murat Ünlü. Evet hakkında çok şey söyleyebiliriz bu arkadaşımızın. Metalciliğimizin başlamasında da epey parmağı vardır. Daha o zamanlardan metalci ne yapar, ne yapmaz bize anlatan, doğru yola sevkeden birisiydi. Bir aralar hergün gelip dünyanın en iyi grubu kimdir onu belirtirdi. “Olm dünyanın en iyi grubu floatsam and jetsam” falan gibi okulda dünyanın ogünlük en iyi grubunu öğretirdi bizlere. “Olm athropy, çöl thrashçileri lan…” falan gibi… Beni bu metal yoluna sokan adamlardandır ve tanıdığım en iyi gitaristtir, sahnede biraz garip bacak hareketleri yapabilir ama :D Ne yazık ki ne murat ne de ben eskisi gibi metalci değiliz. Hadi ben ağırlıklı olarak dinlemeye devam etsem de Murat artık bir elektrosever. O zaman ne sikime derman olduğunu bir türlü anlamadığım “e o zaman bu şarkıyı da bilmemkime hediye edelim” gibilerinden bir hareketle bu albümü ben de murat ünlü’ye hediye ediyorum. Ama fiziksel olarak etmiyorum. Link veriyorum. Fiziksel olarak benden yediği kasetlere saysın:P Ulan o değil de bu kaset yeme olayında acaba bir envanter çıkarılsa, daha çok kaset yemişmiyizdir, yoksa kasedimiz yenilmişmidir? Benim sanırım yenilmiştir gibime geliyor.

Al whitesnake babaların yeni albümü / Buradan da bakabilin!

Burzum’un Yeni Albümü Fallen İnternetlere Düşük Yaptı!

Norveç’te yenilebilecek en ağır cezalardan birini yiyip 21 senesini hapiste geçirdikten sonra, geçen sene dışarı çıkan Varg abimiz Belus diye bir albüm yayınladı ki üzerimde acayip bir etkisi oldu bu albümün, ona da ayrıca gelecem. Ama kısa bir süre sonra şimdi de Fallen internetlere aktı, hatta bi süre oldu da ben dalmışım, kusura kalma emily.

Black metale güldüm ben hep. Death çalamayan adamların, müzikle çekemedikleri ilgiyi surat boyayarak çekmeye çalıştıkları zibidi müziği olarak gördüm ve black gruplarının da çoğu beni haklı çıkarttı bence. Salakça klise yakmalar, birbirlerini öldürmeler bilmem ne her zaman yapılan bir black metal albümünden daha çok ilgi çekti de zaten. Dolayısı ile komik pepeler olabilirlerdi bu herifler. Gerçi aradan ciddi şeyler yapan adamları çıktı da ben bir türlü ısınamadım bunlara. Herneyse ya ne diye anlatıyosam bunları…

Bu gerizekalılarda bi de kötü prodüksiyonculuk vardı ki beni uyuz ediyor, ulan yapmışsın birşey adam gibi kaydet. Yok bok gibi tonlar çekecek, bok gibi aletler kullanacak, bok gibi mix yapacak, sonra da underground’uz biz. Ulan o zaman onu da kaydetme, underground’luktan mağmaya ulaş be hanzo, ayrıca makyajın akmış!

Ama belus ile resmen olayın rengini değiştirdi Varg ve bu Fallen da onun devamı niteliğinde bir albüm. Blackçiler zaten kapmışlardır da black’e bir şans vermek isteyenler bi baksın. Ya da bakar gibi yapsın bakmasın, ya da bakmaz gibi yapsın baksın, yada bakar gibi yapsın bakamasın ama bakar kör gibi. Al linkler.

Playlist Jenerik


Bu bir liste programıdır. Türk pop müzüünün listesini tutar, nabzını ölçer, vegetatif bitkisel hayata girdiği an ilk yardım uygular ve daha sonra da kulak pamuu ile kulak içinde biriken yeşilleri alır, sarıya boyayıp geri koyar! Jeneriğinin yapımında kefir isimli içecekten esinlendim. Kumru isimli tosttan besinlendim.

Klibal Enfeksiyon Jenerik


Elbette bu bir Volkan’la Klibal Enfeksiyon programı jeneriğidir. Aksini iddia edenleri yetkili merciilere şikayet edeceğim, ya da en azında edeceğimi deklare edip onları korkutmak sureti ile pusturacağım ya da dedem korkut ne ya? Dedem Korkut diye bişi söylenir mi lan ufacık çocuğa? Yıllarca korktum o laftan 4 yaşımda!

Aaa Dedirten Siteler 14: Guitar Shred Show Mr. Fastfinger

Yine uzuuuuun zaman bookmarklarımda olan ve orada unutulan bir site ile karşınıza çıkmadan önce genizimde biriken genizotunu karelere böldüm ve ki kare testinden geçirdikten sonra dingin bir şekilde yazmaya başladım bu yazıyı. Bu dediklerimin hiç bir anlamı yok boşuna düşünmeyin.

Evet bu siteyi 2-3 ay önce bi şekilde keşif etmiştim bi ara ayrıntıları ile bakarım diye bookmark ettim ve onu orada unuttum taaa ki 15 dakika önceye kadar. 15 dakika önce postacı kapıyı sadece 1 kez çalıp bana bookmarklarını kontrol et, orada unutulmuş güzelliklerle de karşılaşınca pire için yorgan yakmayı ihmal etme, ikmal et dedi. Söylediklerini dinledim, komutlarını uyguladım ve bu siteye geri döndüm.

Siteyi kurcaladıkça, “böyle de bişi var” katagorisinden çok “aaa dedirten siteler” katagorisine girmesi gerektiğini düşündüm. Düşünce gücü ile kendime kumanda ettim ve görüldüğü üzre beyin gücü ile bunu sizlere açıklayan bir yazı yazıyorum. Beyin göçü ile ilgilenmiyorum. Beyini ise 6-7 yaşımdan beri yemiyorum. Ama çocukken annem yedirirdi hatırlıyorum.

Site gitar çalanlar için ilginç ve öğretici, gitar çalmayanlar için ise önce biraz ilginç sonra sıkıcı olarak hayat bulacaktır diye bir öngörü yapmama izin verilmediği için belki de asla HongKong’a gitmedim.

Bir takım lick shred bilmem ne dersleri ile dolu olan site, klavyenin tuşlarına kaktırmak sureti ile gitar çalmamıza olanak sağlıyor. Yanlız şunu söylememe izin verin. 15 yıldan fazla zamandır gitar çalıyorum, benim kadar gitardan anlamaz bir adam olamaz haa. Bakıyorum bazen milletin muhabbetlerine, internetlerde yazılara bilmem ne, yok gül ağacıymış, yok bilmem ne lickiymiş, aman çift hambakırmış, tek çinkoymuş, ben bunları bilmem. Alırım elime çalarım onu, tel kopunca tel takarım, yere düşürünce yerden alırım. Ama asla takside unutup gitmem hahahaha. Hele hele 2 kere takside unutup hiç gitmem hahahahahahah :P

Siteye itele buradan.

Kot:Bu yazıyı tüm hayatımda gördüğüm en iyi gitarist olan murat ünlü’ye ithaf ediyorum. Sadece artisliği bırakmasını ve birgün benimle müzik yapmasını diliyorum. Yemin ediyorum gremi almazsak!

Metalin Haritasını Çıkaran Site: Map of Metal

Mezarkabul…

Bu ünlü türk grubu pentagram’ın sonradan adını aldığı komik laftır. Peki neden pentagram adını değiştirmiş ya da değiştirmek ve değiştirmemek arasında kalmış bir sakillik sergilemek durumu ile yüzleşmiştir? Çünkü amerikada pentagram adında bir grup vardır diye.

Tüm bunları ise nasıl bağlıyorum ben bu yazıya? Şu an amerikan pentagram’ını dinliyorum ve bunu da map of metal sitesinden yapıyorum ki, bu site şirinsel bir arayüz ile bizlere metal türleri ve bunlar arasındaki bağlantıları sunuyor, hatta her türden bir miktar örnek playlistler veriyor.

Yanlız şu an şunu söyliyeyim ki bu amerikan pentagram da çok rezil bir grupmuş, ki kendileri traditional doom metal türü altında beni o kadar sıktı dövmek istedim tüm bu adamları. Doom ve yavaşlık olayları beni zaten uyuz eder, bıy bıy bıy… Hepsinin gitar tellerini bir balta marifeti ile kopartmak istedim şu an.

Site kurcalaması zevkli ve drone metal, unblack metal falan gibi hayatımda duymadığım türleri de bana öğretmiş bir hizmet sitesi adeta. Gerçi bu isim koyma olayına uyuz olurum bi röportajda “biz aslında norveç black metali etkileşimli, funeral doom sentezli, tekno, prograsif atomik brutal death metal yapıyoruz” falan gibi laflar okudum mu sinirlenir ve sol burun deliğime paspas yaparım.

Bu arada bu siteyi pasifagresif’te gördüm. Sitede tam burada.

Ayrıca

Dar Alanda Hem İnsanlığı Hem de Tüketim Toplumunu Eleştiren Vokali İçinde Beste’de Tek Rif Vardı!


Evet eskiden (90larda falan) bir şarkı dinlerken bir sürü rifler olurdu. Sonra değişti bu. Hemen daha ilk dinleyişte sevilen, 2. dinleyişte sözlere refaket edilen, 10. dinleyişte de yeter artık ya da doğum yerimize göre its enough ffs dedirten bir mimariyi kendime kıble yaparak bastım gitarın tellerine! Ortaya çıkan esere “opusumtrak” oldu diyebilirim. Arka arkaya en fazla 2 kere dinleyin yannız!

Liveplasma: Onu Sevdiysen Bunu Da Seversin!

Sevgili İnternet,

Neden elektronik müzik sevemiyorum biliyor musun? Bir sürü sebep sayabilirim ama bugün odaklanmak istediğim sebep şu, sadece tek bir program sayesinde (reason, fruityloops falan gibi), tek bir kişi tarafından yapılabildiğinden, 1.000.0000.000.000.000 adet grup/albüm/şarkı olduğu için. Yani bunu sevmek bir dert, ya da henüz değilse bile bir potansiyel dert. Ben nereden bileceğim neyi nasıl dinleyeceğimi, o kadar çok var ki, tabi bunların arasından ünlü olan, isim yapanlar var. !ma ben 90’larda sevdiğim grupların belli ve net olduğu, o grupların cılkını çıkarana kadar albümlerini, hangi şarkının kasedin hangi tarafında kaçıncı şarkı olduğunu, gitaristini, davulcusunu bilmemnesini kısacası her bokunu bildiğim NET zamanları özlüyorum. Nedir? morbid angel, her albümünü bilirsin, şarkılarını bilirsin, elemanlarını bilirsin…

Ama bugün  artık 3-5 kişinin bir araya gelmesini gerektiren, o kişilerin enstrüman çalabilmesini gerektiren, ortaya 3-5 albüm koyacak kadar dağılmamasını gerektiren tüm kısıtlamalara rağmen, metal aleminde bile 3 katrilyon grup/albüm var ve ben bundan aslında rahatsızım. Mesela artık çok sevdiğim bir grup var Gojira diye, ben bu adamları bilmeden yıllarca yaşamışım. Niye bilemedim bunları peki? Çünkü her grubu dinlemeye kalkamam bu yaştan sonra ben. Çünkü kalksam bile 100’de 95’ini sevmeyeceğim, eee? O zaman ben de bildiğim grubu dinlerim abicim. Kısacası nerede çokluk orada bokluk. Dolayısı ile bence şöyle bir kanun falan olmalı, eğer sen dandik müzik yapıyorsan bunu çeşitli kolluk kuvvetleri önlemeli, Jandarma falan gibi.

İşte bu yaraya süper bir merhem olacak bir site karşımızda duruyor bugün ve sadece müzil için değil, film, yönetmen, aktör falan gibi aramalar da yapabildiğimiz, amazon.com’dan falan “onu seversen, bunu da seversin sen” tarzı “recommendations” tarzı bir arama motoru bu liveplasma. Gidin bakın, arayın sevdiğinizi, o da size sevdiğinizimtrak şeyler önersin. Meaauz’u sürt buraya.

Stevie Ray Voughan’dan da Digitally Remastered 2CD

Ulan La Bamba filmi gibi bir final, binmeyecektin o uçağa be stevie abi. Büyük gitaristtin, süper adamdın yazık ettin kendine, gibilerinden bir giriş sanırım uygun kaçacaktır. Kaçtı da.

Son yılların moda olayı, eski albümü alalım ve onu dicital olarak rimastırlayalım fonksiyonu ile çizilen bir parabol adeta bu 2CD çünkü içinde daha önce yayınlanmamış 16 şarkı olduğu da kulağımıza gelen duyumlar arasında. Ulan ne laf bu da be. Sanki acayip olaylar olmuş da kulağıma duyumlar geliyor. Kimim lan ben? Cinci hoca mıyım, kulağıma kulağıma duyumlar geliyor? Bu 16 şarkının ama hepsi duyulmadık şarkılar değil, bu da pazarlamacıların, daha önce konser kaydı olmayan şarkı deme tarzı aslında, ki bu konster de 84 Montreal konseri imiş. Dilimin altına gelen duyumlara göre. Toplam 154 dakika musiki olduğu da diaframıma gelen duyumlardan bazısı dedikten sonra buraya bakan biri olun ilgili iseniz.

Korn’dan Yeni Albüm: Remember Who You Are

Nu Metal diye bişi var. Kayıp gençlik yarı emo yarı agresif metali gibi bişi ve korna da bu türün belki de en iyi örneği. Ama ben kalkıp grup, albüm tanıtımı yapacak durumda değilim. Tostum geldi 10 saniye önce. O yüzden bu haberi veriyorum, ki haber de şudur, Korn’un yeni albümü çıktı, hatta çıkmadı bile çünkü ayın 13’ünde çıkacak, ama intrnetlere düşmek dediğimiz olay gerçekleşti tabi. 11 şarkının olduğu albümü galiba roadrunner yayınlamış, tam emin olamıyorum bu konuda. Bir de link verip tosta dalıyorum.

Ozzy Osbourne’dan Zakk’siz Albüm: Scream

“Ozi’nin sesinde bir yağdanlık var resmen laaayyn” diye bağırarak uyandı. Bu ses, nası bi ses lan diye sayıklamaya devam ediyordu yatağın kenarında otururken. Daha sonra uyandığını anladığında başını yukarı kaldırdı bir sümsük gibi ve ulan sesle, müzikle ilgili tanımlamalardaki sakilliklerden gına gelmedi mi ya diye sordu seslice. Yok tınlıyor, yok bilmem ne motifleri, yok bilmemne etkileşimi falan filan… Müziği ve sesi kelimelerle tanımlamak çok pismiş ya diye iç geçirirken tekrar yatağa bıraktı kendini. Doğuştan kör bir adama sarı ne demek anlatsana sıkıysa derken tekrar uykuya dalıyordu.

Tam o esnada odanın kapısı yavaşça açıldı. İçeriye yüzünde Ronald Reagan maskesi olan biri girdi ve yatağın yanına geldiğinde elindeki buz kıracağı perdenin arasından sızan ışıkta bir an için parladı. Ulan buz kıracağı ile adam öldürmeyi hayatımıza soktun ya temel içgüdü, alacağın olsun diye bağırdı…

Karnında buz kıracağı ile tekrar uyanan ilk adam ise olm lan Zakk Wylde bu 10. ozi albümünde yok lan dedi. O da dedi ki ama dedi, bu albüm dedi, kızgın kumlardan derin kolera atlamak gibi tınlıyor derken ben olm aslında hepimiz ölüyüz lost seyrediyoz arafta diye araya girdim. Ta

Aaa Dedirten Siteler 11:Labuat

Bir süredir Aaa dedirten site olayına girmemiş idim daha sonra Aaa diye bağırdım bir gerilla gorilla gibi. Çünki labuat bana bunu yaptırdı. Basbas bağırttı beni, daha sonra da biz ne yapıyoruz adamlar ne yapıyor diye özgüvenimi sarstı, herşey bırakıp bir anadolu köyünde ırgat mı olsam diye düşündürdü.

Ama sonra dedim cenk ne tribe giriyosun olm lan, senin belin ağrır zaten ırgat olsan. Anadolu köyünde internette yavaş olur diye kendimi sakinleştirdim. Sonra 2 parmak kalınlığında bir sucuk kestim kendime afiyetle yedim.

Bakın bence artık ses sanatçılarının klibi olmamalıdır. Yani olursa olsun bana ne tabi de, TV’de falan çıksın, ama bilgisayar ortamlarında artık klipler böyle olsun. Yani bu site gibi. Bu da tek şarkı üzerine bir site, ama ne site bilader. 3 kez üst üste çaldım şarkıyı, şarkı çalarken de meeeaaauz’umu oynattım, çizgiler çizdim, bunu yaparken çok eğlendim. Site benim yaptığım hareketleri save etti, daha sonra yaptığım şeyleri izledim bi daha eğlendim. Paso cenk yazmaya çalıştım arada falan. Sitenin boktan kısmı ispanyolca olması, daha sonra yaptığınız şeyi mail falan atabiliyorsunuz galiba ama ben beceremedim ispanyolluktan nasibimi almadığım için. İşte müzik klibini müzik kliniğine çeviren site labuat…

Yıldızım Parlasın!

Daha önce deklare ettiğim gibi yeni bir gitar almıştım. Hayatta herşeyin bir sebebi olmalı, bir stimulus varsa bir response doğmalı diye inandığım için kalktım ve bir yetenek yarışmasına katıldım. Bu video’yu çektim sonra yetenek yarışmasına yolladım, beni tarihte bir ilk olarak daha elemeler esnasında birinci seçtiler, yılışmayın diye mail atıp başvurumu geri çektim, sonra sola doğru savurdum gitti.

Pasifagresif: İnternetlerin Metal Fışkıran Damarı

Ben kendi dünyasında yaşayan bir adamımdır sevgili Ahmet. Sevdiğim şeyleri severim, sevmediklerimden tiksinirim değerli Ayşe. Eğer bir iyiyse on çok daha iyidir diye çalışır kafam Fatma abla. Griye pek yer vermem, netlik ararım hayatımda ve yemeklerde bakkal amca. Gençliğimde thrashçiydim, sonra deathçi oldum, bi ara epey saldım, ama şimdi yine bir genç gibi thrashçi oluyorum galiba sayın mebusum…

Bakınız, internetlerde milyar grup var. Elektronik müziği sevememe sebebim de budur benim. Al kur herhangi bir program, bir enstrüman çalmana gerek yok, bas düğmelere al sana müzik peh peh peh. Dolayısı ile trilyon elektronik müzik grubu… O set denen şarkılarına hiç girmeyecem bile. Set dediğin bir tanrıdır ulan en başta!

O yüzden ben genelde sevdiğim grupları dinlerim. Death dinlerim, Morbid Angel dinlerim, Opeth dinlerim, Overkill dinlerim falan filan. Ama son yıllarda thrash’de bir uyanış var ve ben artık bir genç metalci gibi, bilmemne drubu albüm hazırlığında, şu grubun basçısı ayrıldı, onlarda yerini bu gruptan bilmem kim ile doldurup yollarına devam ettiler falan diye kasamam. 34 yaşında adamım ben. Beni arabada gideren Creative Zen’imle ne dinleyecem ona bakarım. Ne o yoksa iPod’um mu olacak sandınız hahaha? Zen abicim avi’de çalıyor, mpg’de çalıyor her türlü çalıyor. Dosya sürükle bırakla da şarkı video yükletiyor, iPod sahipleri sizi…Herneyse, dolayısı ile benim sevdiğim müzikleri dinlemek için artık arayışlara girmem zor. Bana desin ki biri Cenk uyan bak Artillery tekrar toplandı! Oooo derim Artillery çok iyidir ya….

İşte bana böyle şeyler diyen sayfa pasif agresiftir. Size de desin isterseniz bakın işte burada linklerini de veriyorum. Son zamanlarda da Artillery’nin son albümünü, Overkill’in son albümünü ve Slash’in son albümünü dinliyorum. Hepinize tavsiye ederim. Bir diğer tavsiyem ise Eti’nin yeni Browni intense’i. O da çok tatlı bişi.

http://www.pasifagresif.com/

Türkçe Sözlü Death Metal Dersleri 2: Mürebbiye

Daha önce Türkçe sözlü death metal templateleri yaptığımı belirtmiş ve sözleri ve söz aranjmanı hazır halde okuyucularımın kullanımına sunmuştum. Ne de olsa web sitesi template’i, After Effects template’i, psd’si, bilmemne template’i oluyorda, Türkçe sözlü death metal template’i mi olmayacak. Daha sonra bu davranışımın aslında bir ders olduğunu anladım. Bugün de ikinci dersimizi yayınlıyorum. Anlamadığınız birşey olursa, parmak kaldırın söz isteyin.

Windows 98/XP Sesleri İle Şarkı Yapımı Bir Manyaklık Değilse Nedir?

İlk defa bir youtube videosu koymakla beraber ilk defa bir başkasının videosunu da eklemiş oluyorum bloglarıma. Sadece windows seslerini kullanarak bu şarkıyı yapan robbi-985 isimli arkadaşımıza ise OHA diyorum ve kendisi ile ilgili bulduğum bloğunu ve bir de fileserver’ını sizlere takdim ediyorum sevgili sanalseverler. İlginç başka şeylerde yapmış robbi-985 dostumuz.

%d blogcu bunu beğendi: